Aktif KonularAktif Konular  Forum Üyelerini GösterÜye Listesi  Forumu AraArama  YardımYardım  Kayıt OlKayıt Ol  GirişGiriş
Spiritüel Felsefe ve Ontoloji
 RUHSAL ÖĞRETiLER FORUMU : Spiritüel Felsefe ve Ontoloji
Konu Konu: RUHLARIN YOLCULUĞU Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazanlarda
Mesaj << Önceki Konu | Sonraki Konu >>
Güneşim
güneş
güneş
Simge

Kayıt Tarihi: 29-Mart-2009
Ülke: Turkiye
Gönderilenler: 128
Gönderen: 29-Mart-2009 Saat 21:35 | Alıntı Güneşim

Duyularla algıladığımızgerçekliğin ötesinde bir varlık boyutunun olup olmadığı meselesi her çağda insanlığın zihnini kurcalayıp durmuş bir
ontolojik bilmecedir.Ölüm sonrasında bilincin varlığını sürdürdüğü inancı en eski zamandan günümüze tüm kültürlerde mevcuttur.Biz fizik evreni kendi bilincimizin olanakları dahilinde,onun kapasitesini çeşitli araçlarla bir parça genişleterek araştırıp anlamaya çalışıyoruz.Ancak duyularımızın dışına taşan aşkın yönleri araştırmak yalnızca bilincimizin daha derin olanaklarını kullanarak mümkün olabilmektedir.
Şu halde evrenin gizeminin anahtarı bilincimizin derinliklerinde gizlidir dersek hiç de abartmış olmayız.Evrenin görünür yapısının ardındaki işleyiş ilkelerini anlayıp kavramak için kendi bilincimizin olanaklarını genişletmemiz gerekmektedir.Olağandışı bilinç hallerinde evrenin görünmez dokusuna nüfus edebilir ve oradaki sonsuz bilgiden yararlanabiliriz.İşte bu yüzden günümüzde bir çok araştırmacı olağandışı bilinç halleriyle ilgilenmekte ve bu hallerin getirmiş olduğu bilgilerden yararlanmaya çalışmaktadır.İnsan benliği ikili bir yapıya sahiptir.Yüzeyde duyulara bağımlı ve onların verileriyle şekillenen normal gündelik bilinçli benlik;derinde ise çok daha geniş kapsamlı,hiçbir şeyi unutmayan ve hatta fizik ortamla duyular dışı yolla da iletişim kurabilen bilinçdışı benlik.İşte bu bilinç dışı benliğimiz aynı zamanda ruhsal dünyaya açılan bir kapıdır.Bu kapı bazen kendiliğinden açılabildiği gibi bazende ipnoz vb.yollarla açılabilir.20.yüzyıl içersinde birçok bilinç araştırmacısı ipnozu duyular dışı algılamanın geliştirilmesi ve olağandışı bilinç hallerinin deneyimlenmesi kullanmışlardır.Günümüzde pek çok terapist ipnozdan yararlanarak geçmiş yaşamlara yönelik,başarılı regresyon tedavileri yapmaktdır.Dr.Michael Mewton da bu araştırmacılardan bir
tanesi.Ancak çalışmasının biliç araştırmaları literatürü içersinde ayrı bir yeri var.Dr. Newton deneklerini derin transa soktuktan sonra doğum öncesi evrede tutarak onlardan ölüm sonrası ruhsal dünyada yaşananlar ve daha pek çok metapsişik konu hakkında bilgi toplamaya çalışmış.Ölüm sonrası varlığın durumu,evrein yapısı ve varlıkların yaratıcılık fonksiyonları ile ilgili başarılı bir biçimde tesbit ettiği temel ilkeler çok tutarlı bir çerçeve sergilemektedir.

Yukarı Dön Göster Güneşim's Özellikler Diğer Mesajlarını Ara: Güneşim
 
adilenur
Yönetici
Yönetici
Simge
Editör

Kayıt Tarihi: 02-Nisan-2008
Gönderilenler: 1158
Gönderen: 01-Eylül-2009 Saat 00:05 | Alıntı adilenur

Ruhlar neden yolculuk yapar? Konu Ruhların yolculuğu olunca N. Donald Walsch'ın " Tanrı Ne İster  " kitabından bir alıntı yapmak istedim..

...İnsanlar yaşamın bir okul olmadığını, sınanma süreci olmadığını anlayacaklar. Eğer Tanrı hiç bir şey istemiyorsa, sınanmak için bir neden yoktur. Eğer insanlar Tanrıyla Bir'se, öğrenilecek hiç bir şey yoktur, adece unutulanlar hatırlanacaktır.

İnsanlar; ruhun Tanrıya geri dönmesi için mücadelesini gerektiren ateşten bir gömlek olmadığını;

buna karşın ruhun büyümesi, genişlemesi, sınırsız ve mükemmel olan içgüdüsel doğasını deneyimlemesi için devam eden bir süreç olduğunu anlaycaklardır. Bu sürece "evrim" dendiği, asla sona ermediği, farklı boyutlarda ve farklı şekillerde sonsuza dek deneyimlendiği açıkça anlaşılacaktır.

....İnsanlar, aynı zamanda ŞİMDİ nin Var Olan Tek zaman olduğunu farkedeceklerdir.

"Cennete ulaşmak" artık yaşamın tek gayesi olmayacaktır. Kişinin bulunduğu yerde cenneti yaratması, esas amaç haline gelecektir. Bunu deneyimlemek için insanların;

günah çıkarmalarına,

gün ışığı süresince oruç tutmalarına,

hac yolculuklarına,

her hafta ibadet etmek için bir yerlere gitmelerine,

kazançlarının yüzde onunu düzenli olarak bağışlamalarına,

belli törensel davranışlarda bulunmalarına gerek olmayacaktır.

... Daha derin anlayışları olacağından ve birleşik alanda kişisel yaşamlarını daha zengin deneyimleyeceklerinden , dünyanın her yerindeki insanlar için yaşamın kendisi esas değer olacak ve bütün ruhani anlayış ve ifadeler bu çekirdeğin etrafında dönecektir.

 

 

 

 

 

 

 

Yukarı Dön Göster adilenur's Özellikler Diğer Mesajlarını Ara: adilenur
 
torneo
satürn
satürn


Kayıt Tarihi: 16-Ocak-2010
Ülke: Turkiye
Gönderilenler: 75
Gönderen: 19-Ocak-2010 Saat 12:27 | Alıntı torneo

"...İnsanlar yaşamın bir okul olmadığını, sınanma süreci olmadığını anlayacaklar. Eğer Tanrı hiç bir şey istemiyorsa, sınanmak için bir neden yoktur. Eğer insanlar Tanrıyla Bir'se, öğrenilecek hiç bir şey yoktur, sadece unutulanlar hatırlanacaktır..."

Yasam elbetteki bir okul degildir. Okul, yasamlarimizin devamli degisen deneyimlerinde, her baska bir deneyimin ortasinda, o deneyim icin ifade edebilmek icin kullandigimiz binlerce subjektif tanimlamalarimizdan sadece biridir. Bu , en azindan benim icin boyle.

Yasamda tecrube ederek ogrendiklerimiz, eger gercekte "unuttuklarimiz" ise bunu hatirlamak icin bulundugumuz ortam aslinda yine bir "okul"dur. Yasadiklarimizdan ders alarak daha iyiye dogru yol almaya calisiyorsak, Dunya okulundaki ogrencileriz demektir.

Ama bu somut bir kavram degildir. Fiziksel olarak dunya bir okul, bizler birer ogrenci degiliz. Ama "okul", sInIrlI anlayislarimizda, kullanabilecegimiz en iyi tanimdir.

"..buna karşın ruhun büyümesi, genişlemesi, sınırsız ve mükemmel olan içgüdüsel doğasını deneyimlemesi için devam eden bir süreç olduğunu anlaycaklardır..."

Iste bu "surec" te, bir cesit okul olmali

Ben okul derim, baskasi hapishane, bir baskasi arena, baska birisi sinav, baskalari kendini deneyimleme. Derken an gelir, hapishane derim, hapishane diyen, okul demeye baslar. Bu boyle gider. Daha daha baskalari cocuk yuvasina benzetir. Evet, sonucta evrimin atomdan tasa, bitkiye, hayvana, insana, derken sonsuza dogru giden daha ust boyutlara olan asamalarinda, her asama ortami bana gore ama soyut olarak bir okuldur.

Simdi yukaridaki eksilterek kopyaladigim paragrafi, tum olarak asagiya aliyorum:

"..buna karşın ruhun büyümesi, genişlemesi, sınırsız ve mükemmel olan içgüdüsel doğasını deneyimlemesi için devam eden bir süreç olduğunu anlaycaklardır. Bu sürece "evrim" dendiği, asla sona ermediği, farklı boyutlarda ve farklı şekillerde sonsuza dek deneyimlendiği açıkça anlaşılacaktır.."

Simdi buradaki bariz "celiskiyi" gorebiliyor muyuz? Tirnak icine aldim cunku bana gore celiski degil

Eger insan, ogrenmek icin degil de, unuttuklarini hatirlamak icin buradaysa, buna "evrim" denilebilir mi? Evet, daha ikinci paragrafta bu nasil bir celiskiye dusmektir denilebilir.

Ama iste oyle degil.  Aslinda yazar da, kendi anlayisina gore, tamamen hakli. O`na gore, soylemek istediklerini aciklayabilecek en uygun kavram "evrim" idi. Gercekten de, anlayisini dile getirirken baska bir kavram kullanmasi yetersiz kalacakti.

Demek isterim ki, kavramlarda degisiklik olmasi, ya da celiskiler olmasi, anlatilmak isteneni anlamaya engel degil.

Kisinin kendisinden aktarmak istedigi bir sey varsa, o sey anlatmak isteyen tarafindan mutlaka yasanmistir. Oz ayni olmakla beraber sadece kavramlar degisir. Kisiden kisiye ve asamadan asamaya.

Bence iceriginde bircok mesaj bulunduran cok degerli bir yazi.

Ben, "Atomdan tasa, bitkiye,hayvana,insana..bir evrim.." derken, bunun da benim celiski gibi gorunen, ifade etmeye calistiklarim icin kullandigim bir degisken kavram oldugunu dusunebilirsiniz

Paylasim icin tesekkurler sevgili adilenur.

 

Yukarı Dön Göster torneo's Özellikler Diğer Mesajlarını Ara: torneo
 
isis
Yönetici
Yönetici
Simge
Organizatör Editör

Kayıt Tarihi: 23-Şubat-2007
Ülke: Turkiye
Gönderilenler: 945
Gönderen: 19-Ocak-2010 Saat 12:48 | Alıntı isis

''Ben okul derim, baskasi hapishane, bir baskasi arena, baska birisi sinav, baskalari kendini deneyimleme'' Bende diyorum ki... sonsuz imkanlar sunan, sınırsız güzelliklere kapı açan, özgür iradenle kendini gerçekleştirme alanı.

__________________
Gerçekleþtirmek istediðimiz güzellikler yaþayacaklarımız olacaktır.
                     Þ. T
Yukarı Dön Göster isis's Özellikler Diğer Mesajlarını Ara: isis
 
torneo
satürn
satürn


Kayıt Tarihi: 16-Ocak-2010
Ülke: Turkiye
Gönderilenler: 75
Gönderen: 19-Ocak-2010 Saat 13:47 | Alıntı torneo

"...Bende diyorum ki... sonsuz imkanlar sunan, sınırsız güzelliklere kapı açan, özgür iradenle kendini gerçekleştirme alanı. ..."

Ve ayni zamanda ayni ozgur iradeyle kendini gerceklestirmek icin burada bulunan ayni varliklari, savaslarla, haklara tecavuzlerle, yikimlarla, zulumlerle, kisacasi kan ve gozyasiyla ruhsal ve bedensel acilara bogan kotuluklere kapi acan, ve bu sekilde butun bunlari uygulayarak, ozgur iradeleriyle birilerinin kendini gerceklestirme alani.

Evet, yine de sizin ki oldukca pozitif, kapsamli ve guzel bir ifade sekli. Ya da anlayis demeliyim.

Nedense ben kendim icin sizin ifadenizi secmek istiyorum.

 

Yukarı Dön Göster torneo's Özellikler Diğer Mesajlarını Ara: torneo
 
galaktikinsan
mars
mars


Kayıt Tarihi: 29-Ocak-2010
Ülke: Turkiye
Gönderilenler: 13
Gönderen: 31-Ocak-2010 Saat 16:06 | Alıntı galaktikinsan

GALAKTİKİNSANDAN MESAJ

galaktikinsan@mynet.com

BİLİNÇ  (HAFIZA=ANLAYIŞ) ZENGİNLİĞİ:

Bir Canlı varlık hareket etmeye ilk başlamadan sonra değişik denemeler yaparak deneme ve yanılma ,hatasını görme ve o hatayı düzeltme safhalarından sonra öğrenme yeteneği ve bilinci kazanır.

Hayatın sayısız deneme yanılma sınavları ,acılar , pişmanlıklar ,sonunda bizi gerçek bilinç zenginliğine hayat tecrübelerine ve gerçek olgunluğa ulaştırır.

Başkasının hatasından ders alabilen gerçek bilince ulaşır. Şeytanın kibirlenme hatalarından kendisine bir ders çıkarmasını bilen Hz. Muhammed s.av. her gün 70 kere Allaha tövbe ederek, tevazü,alçak gönüllülük ve suçluluk,yetersizlik duyguları içinde Rabbine yalvararak gerçek Hakikati Muhammedi bilincine erişebilmiştir.

 Hakikat-i Muhammedi noktasındaki bilinç düzeyine gelen bir insan, artık yanlışlık yapmaz ,hata yapmaz günah işlemez. Adaletsizlik torpil, iltimas, yolsuzluk yapmaz.

Dalkavukluk,kraldan çok kıralcılık yapmaz. Her zaman dürüst olur yalan söylemez,emanete hiyanet etmez. Sözünde durur.Herkesin güvenini kazanabilir. Sarkıntılık yapmaz.

Hainlik yapmaz. Her zaman sevgiden saygıdan barıştan kardeşlikten bahseder. İftira atmaz. Kimseden korkmaz,sadece Allahtan korkar. Böyle bir insan artık Rabbani bir insan olmuş demektir.

Bu karakteristik özelliklerin tersine zıddına sahip olan biriside iki ayaklı düşünen bir hayvan yani yamyam vahşi Goril gibi maymun mertebesindedir. Şeytani sıfatlara sahip demektir. Bugün dünyada 7 milyar insan yaşamaktadır. Bu 7 milyar insan içinde 124 milyon Şeytani ve Goril gibi maymun mertebesinde insan vardır. 124 milyon kadarda  Rahmani Melek karakterinde insan vardır. Geri kalan insanlar Ruhsal evrimlerini tamamlamaya çalışan cahil insanlardır. Ama ruhsal evrimlerini nasıl tamamlayabileceklerinide bilmemekteler. Ancak  6 ışık dostlarına tabii olurlarsa 124 milyon melek insan gibi o zaman doğru yolu bulabilirler.

 Tüm mikrobik bilinç seviyesindeki canlılar 7 aşamalı bir evrim süreci geçirirler. Dünya üzerinde bulunan bir mikrobik canlı türü, yine dünya üzerinde bulunan gizli Melekler tarafından ,bir ileri boyuta ait enerji aşısı ile ruhu takviye edilip,genetik programlanması yapılır .

O canlı öldüğünde ruhu yeni bir karakteristik özellik kazanarak biraz daha mükemmel ölçülerde bedenini oluşturabilecek hale gelir ve yeni boyutta yeni bir kimlik karakteri kazanmış olur.

 Yeni kimlik karakteri ile yeni bir hafıza bilincinede sahip olur. Böylece sıra ile, aşama  aşama ruhsal evrim yolunda basamakları birer birer çıkar,mikrop iken,bitki bedenine sahip olur.

Bitki ikende,bir sonraki yeni yaşamında Hayvan mertebesinde bir canlı olur.artık ruhi nefside kendini yaratanı tanımaya başlar. Kuşlar gibi Alahı zikrederler. İnsanlarla hayvanların irtibatından dolayı hayvanlar insanlardan haklarını alabilmek için,Allahın izni ve yönlendirmesi ile Hayvan boyutundan insan boyutuna gelirler.

Ama her yeni meydana gelen insan (Yamyam türündeki ilkel maymunumsu tüysüz insan) illede bu dünyamızda yaşayacak diye bir şart yoktur. Her yeni insan olan varlık ,Allahın yarattığı yüz binlerce dünyalardan her hangi birine gönderilebilirler.

Tıpkı bizim dünyamızada ,insanların ataları olan galaktik insanlar,400 bin sene önce yaşadıkları ortamdan bir zaman sonra ayrılıp 78 bin sene önce dünyamıza dış yıldızlardan gelmeleri gibi.

BOYUTLARIN  OLUŞUMU:

Bilinç Bütünlüğü  dediğimiz Ruhsal Hafıza ,bir yumurtaya benzer, Bir yumurtanın biyolojik olarak hücre bütünlüğünün katmanları nasıl ise Hafıza denilen Bilinç bütünlüğüde aynen yumurtanın yapısı gibi bir özellik gösterir.

Yani tüm maddi manevi alemlerin yapısı olan ,KÜRZ sistemlerini , yumurtanın yapısı ile benzeştirerek kıyaslıyalım. Yumurtanın kabuğuna ,  Meleklerin Ana yurdu olan Atlanta boyutunun  tabakası  diyelim.  Kabuğun  altında  bulunan  zar  tabakasına da,  KÜRZ denilen Makro Evrenlerin bulunduğu (HAK BOYUT)  ya da KÜRZ tabakası  diyelim.

Yumurtanın kabuğu ile zar tabaka  arasındaki ara boşlukta da   ,Bilinç Bütünlüğü denilen Hafıza boyutu vardır. İşte bu Hak boyutu (örneğin, 7 katlı Işık Evren denilen Melekut Alemine ait, Işık Evren Kürzü (Hak Boyutu) , kendi altında bulunan ve 7 kat Cennetler Alemide denilen  BETA KÜRZÜ nden  aldığı yaşam Raporlarına ait veri sinyallerini uydu anteni gibi üzerinde toplayıp ayna gibi, Allah boyutuna  yani  Lahuti Alem yörüngesine yansıtır.

İşte bu yumurta şekli ile izah etmeye çalıştığımız örnekte, Yumurta akı, yada beyaz sıvısı denilen özelliğe  GAMA KÜRZ ler diyelim. Yumurtanın merkezinde bulunan Yumurta sarısı kısmınada  (DOĞAL  GÜRZLER) in bulunduğu  ALFA KÜRZÜ diyelim.

3 milyon 240 bin doğal GÜRZ vardır. Bu kadar doğal Gürz, 18 paralel Kainat içinde bulunur. Yumurtanın sarısı içinde bulunan bir can noktası vardırki, bu noktada Yumurtaya can enerjisi veren Kadir-i Mutlak enerji odağıdır.

ADN  CENNETİ  veya  ATLANTA BOYUTU da denilen , Melekler Aleminde Yaşayan ve Tanrısal yaratma gücüne ve ilahi ruhsata sahip Melekler , üç hak bütünlüğü kavramı ilede ifade edilen 3 Kürz sistemini bir bütün olarak yaratıp, içinde bulunması gereken varlıklaraı Allah adına yarattılar. İhtiyaçları olan yaratma gücünü  Allahtan aldılar.

Bu yaratma sürecinin  12 milyar senesi Beta Alemi yada Kürzü için geçti. Geri kalan 12 milyar senede  Alfa Alemi (KÜRZÜ) için geçti. Beta Kürzü içinde ,7 kat Cennetler ve 7 kat Cehennemleri yarattılar. Cennetlerin 8. Katı ve en büyüğü , Melekut Aleminde bulunan , Atalanta Cenneti diye de bilinen  ADN Cennetidir.

Beta Alemini yaratan Melekler, burada bir GÜNEŞ KÜRZÜ  oluşturdular. Bu Güneş Kürzü Yıldızlar alemi denilen Madde Alemini yaratacak olan büyük enerji Cevheri olan bir Süper Güneş idi. Beta Aleminde soğuk füzyon tekniği ile ısıma ve ışıma yapan bu Süper Güneş, Kadiri Mutlak enerji odağından gelen Kozmik besleyici enerji ile doyup şiştikten sonra, Big Bang=Büyük Patlama denilen olay gerçekleşti.

Günümüzden 12 milyar sene önce. İşte bu büyük Süper Güneş Patlamasından dolayı,ortaya çıkan enerji dumanından , Uzay boşluğu içine katrilyonlarca sayıda ışık topları ,zerrelere  ayrılıp uzay boşluğuna dağılıp Uzayı  doldurdular. Süper yaratıcı  Melekler, bu katrilyonlarca sayıdaki Yıldızların ateş toplarını dizginlemek ve bir birine çarpmasını önlemek için onları ,içinde tutacak yıldız yörüngelerini oluşturdular.

Uzay boluğuna saçılan Alevli yıldız  topları, kendi etraflarında çok hızlı topaç gibi dönerek zamanla soğudular üzerleri kabuk bağladı. 7 milyar senelik bir  Alevli dönüş sonunda dünyamız kabuk bağlamış hali ile ortaya çıktı.

Sonrada Dünyamızın karaları,denizleri,atmosferi ve üzerindeki bitki örtüsü ve hayvanat meydana geldi. Her şey bir ilahi ruhsal program ve İlahi Rabsal program ve ilahi teknolojik  program  tasarılarına göre yaratıldı. Hiç bir şey öyle bir anda yaratılmadı.

Allah acele etmeyi sevmez. Her şey kendi mizacına uygun olarak yaratıldı. Dünyamız Alev topu iken , 5 milyar 40 milyon sene içinde yani 7 Kozmik yaradılış günü  yada kozmik bir hafta içinde yaratıldı bugünkü durumuna getirildi. Dünyamız Uzaylı Cin Atalarımızın Müslüman Cinlerin deney labaratuvarı olarak kullanılmaktadır.

Uzaylı Cinler, Uzaylı Meleklerin yarattığı orta alem boyutunun üstün nitelikli varlıklarıdır. İnsan oğlunun ruhsal evrimi, fiziksel evrimi , İnsanların dünyadaki imtihanlarının bitmesi sonucunda İnsanların CİN haline gelmesi ile son bulur. İnsanlar Cin haline geldiğinde 7 kat cennetlerden birinde yaşamaya cin olarak devam ederler ancak ruhsal evrim süreci oradada devam ettirilir.

Evrim sonsuza dek sürer. Tüm cinler Melek olabilene kadar bu evrim sürer. Bundan kaçış yoktur. Kimse ben evrim geçirmek istemiyorum diyemez. Buna kimsenin gücü yetmez. İnansada,inanmasada ruhsal ve fiziksel evrim devam ettirilir. İnananların evrimleri ileriye doğru yüce boyutlara doğru olur. Terfi ederler, İnançsızlar ise, yada cahiller  ise,ve hayvan zekası seviyesine sahip olanlar ise, bunlar Ahiret Aleminden,Meleklerden,Cinlerden,Allahtan habersiz kalsalarda, onların evrimleride bulundukları noktadan geriye doğru, yani mikro enerji boyutuna kadar devam eder ama sıra ile zaman içinde,  720 milyon sene sonra ,mikro organizmalar gibi olurlar.Tüm Ruhi kişiliklerini ve kabiliyetlerini tamamen kaybederler.

 

 

                                                                                              C

                                                                                              Ç

 

                                                                                              D

DOĞAL GÜRZLER:

İşte 36 milyar yıllık bir geçmiş zaman süreci içinde 3 hak bütünlüğüne,  3 çeşit KÜRZ sistemine ait 3 milyon 240 bin doğal gürz meydana gelmiştir.Kürz sistemleri içinde bulunan pasif enerji  cevherleri ,mutlak bütünlük içindeki aktif güçle karşılıklı etkileşime girerek ,iki elin birbirine çarpması ile ,ses çıkması misali,ortak çarpışmada bu doğal gürzler oluşmuştur.

 Mikrobik boyuttaki canlı enerji bütünlüğü , Atlanta boyutundaki Makro kozmik bilinç bütünlüğüne katılabilmesi ve değişim geçirebilmesi 16 milyar seneyi bulmaktadır.

Bu şekilde bilinç zenginliği kazanılır. Her mükemmel canlının ilk temeli mikrobik canlı bütünlüğüdür. Buradan hareketle belli bir süre sonra yani 16 milyar senede İnsanı Kamil olabilir

                                                                           E.                                                                                          

EVRENSEL YÜKSEK BİLİNÇ:

İnsanlara kutsal kitaplar aracılığı ile ilahi Ruhsal Plan Boyutundan , şu mesaj verilmiştir. (Allah İnsanı yaratmıştır. İnsanlık Bilincide Allahı yaratmıştır.): Bunun anlamı şudur:

Hani  Ebdal Yunus Emre Şiirlerinde ilahilerinde şöyle der (Bir  Ben vardır benden içerü):

Bu sözün anlamından çıkarak, şöyle deriz. Her insanın ruhunda gizli olan bir vicdani ruh daha vardır. O Ruh İnsanın ruhunu Bedenini ve kişiliğini yaratan Kadiri Mutlak enerji odağına ait, özel gizli öz benliğimizdir.

( yani Biz O yuz, O da Bizdir.) Burda O denilen varlık bizi oluşturan ilk cevher noktasıdır. Yumurtanın sarısı içindeki siyah can noktası gibi.

Bizim varlığımızda yumurta gibidir. Ruh yumurtamızın sarısı içinde bir siyah can noktası vardırki, O nokta Kadiri Mutlak enerji odağının bize ulaşan ucudur. Yani Allahın enerjisi dir. “Ol”  emridir.

 Kul Kendini bildiği bulduğu vakit Ruhunda gizli olan Kadiri Mutlak Allahıda bulmuş olur. Kendi Ruh kitabını okuyamayan insan , kendisini yaratan ilahi “ol” emrinin enerji cevherinden haberi olmaz.

Yüce Allah insanı yarattı,Kendini bulan insan,kendinin ruh dünyasının haritasını çıkaran insanda Ruh haritası üzerinde Yüce Allahın “ol” emrinin koordinatlarını boyutunu bulmuş olurki, Bu durumda İnsanda Kendi Rabbi olan Allahı zihninde yaratmış olur.

Birleşik İnsanlık gerçekliği çerçevesinde İnsan Allahın madde alemindeki bir özetidir. İnsan Allahın 99 ismi şerifi ve ilahi sıfatları ile sıfatlanmış ve isim sahibi olmuş en şerefli mahluktur.

 İnsan gerçek insan olabildiğinde Halifetullah denilen Allahın yüce Elçisi sıfatına erişir. İnsan oğluna ait birleşik insanlık realitesi (B.İ.R) kavramı içinde (Hakikatı Muhammedi) olarakda bilinir. Muhammedi kişilik Allah kişiliğinin minik bir özetidir.

Evrenler arsı evrensel Bilinç Bütünlüğü,Birleşik İnsanlık gerçekliğidir. Bunun temelinde makro kozmik bilinç Felsefesi vardır. (B.i.R) demek Allah demektir, Makro kozmik düşünüş demektir. Evrensel Birleşik Realite yada Allah rızası demektir. Her kainat içinde bulunan 18 bin Alemin yaradılış özü demektir.

Bu (B.i.R) kavramının zıddıda mikro kozmik felsefi düşüncedir Mikro kozmik felsefi düşünce Şeytani bir düşünce olup Allaha meydan okuyan tanımayan reddeden ,inkarcı kafir zihniyetin felsefi düşüncesidir. İnsanların hepsi mikro kozmik felsefe bilincinden hareket ederek, Makro kozmik  Felsefi düşüncenin bilincine erişmeye çalışmalıdır.

 

                                                                                             F

                                                                                            G

 

                                                                                            H

 

                                                                                            I

 

                                                                                            İ

İNSANLAR MAYMUNDAN MI TÜREMİŞTİR?  DARWİNİN FİZİKSEL  BİYOLOJİK EVRİM TEORİSİ DOĞRUMUDUR?:

Değerli okuyucular, bu konuda 150 yıldır ,bilimsel tartışmalar yapılmıştır. İnsanlar gerçekten Maymundan türemiş midir?  yoksa ,İnsanlar diğer varlıklardan farklımıdır? Sorunun  tam cevabı şudur: Kuranda  adı geçen ilk İnsan Atamız Adem ,Ruh ve bedenden oluşan ,bileşik bir canlı organizmasıdır. Yani bir biyoloji,fiziksel bedeni vardır ve birde metafiziksel ruhi bedeni vardır. Et ve kemikten  oluşan Fiziksel beden, Ruhsal Bedenin giydiği bir maddi elbisedir.

Madde aleminde 5 duyu organlarının biz şartlandırdığı bir ortamda yaşıyoruz. Böyle bir ortamda insan gözüne görünmeyen, tutulamayan, hapsedilemeyen Ruhun görünebilmesi için o ruhun üzerine giyeceği bir beden elbisesine,yada beden maskesine ihtiyacı vardır. Ruhun varlığını beden ile anlıyoruz.

Beden elbisesi yıpranıp eskidiği zaman ,ölüm olayı gerçekleşir ve Ruh beden elbisesini terketmek zorunda kalır. Ruh denilen nurani varlık,farkedilebilmek için bu Beden elbisesine ihtiyacı vardır, yeni bir elbise bulamaz ise o zaman kimse o ruhun var olup olmadığını analayamaz.

İştte ilk Atamız Ademin ,etten kemikten sinirden kan ve kıkırdak dokudan oluşan bu tür bedeni orjinal insan bedenidir. Yüce Allah, Melekut Aleminde bulunan , Bazı Meleklerin insanımsı bedeninin  aynısını Ademde görmek istemiştir.

Ademin vücudu, Meleklerin vücudu gibidir. Bu et kemikten oluşan Beden içinde, geçmiş dönemde yaşayan bitki ve bazı hayvan türlerinin genetik özellikleride var isede, Buraya dikkat çekmek istiyorum; Adem Beden olarak herhangi bir hayvandan   türetilmemiştir.

Bu yüzden Allah ve Melekleri yüce Kuranda şöyle buyurmuştur: ”Biz Ademi (İnsan oğlunu) kendi suretimizde yarttık ve ona ruhumuzdan üfledik.”  Demişlerdir.

 Ademin bedeni  bir Maymun bedeninden türetilmemiştir. Ademin vücudu Azrail Meleğinin dünya toprağından dört avuç dört çeşit özel toprağın harç haline getirilip yoğrulması ile Ademin bedeni yaratıldı.

Cennette bu  Çamur beden  40 yıl Uyur gibi bekletildi,bu bekleme esnasında Ademin bedenini canlı tutması için,ve hücrelerin bütünleşip birbiri ile uyum sağlaması için ,biyolojik bir enerji olarak ,bitkisel bir Ruh(suptil Beden) yerleştirildi.

 Ama 40 yıl boyunca,  O bitkisel özellikteki  Vücutta, henüz bir kişisel Ruh yoktu. Cenabı Allah ,Daha önce yarattığı ,bazı  Melek Ruhlardan milyonlarcasını Dünyadaki hayvanları eğitmeleri için göndermişti. Bu Melek Ruhlar günümüzden  78 bin sene önce dünyaya gelip, hayvan bedeninde bir beden sahibi olup enkarne olup, Dünya boyutuna uyum sağladılar. Yani dış görünüşte hayvan, ruhi bakımdan Melek idiler.

İşte bu tür Varlıklar,Yarı Melek yarı hayvan olan Varlıklara , İnsandan biraz farklı olan bu tür canlı organizmalarına Serafimler ırkı denir. Serafimler ,İnsan başlı,  hayvan vücutlu,olabiliyorlardı , yada hayvan başlı, insan vücutlu olabiliyorlardı. Bunlar yeni bir tür canlı sınıfı oluşturmuşlardı. Onlara Ne İnsan diyebiliriz, nede Hayvan diyebiliriz. İkisinin arasında  bir Varlık türü olmuşlardı.

En önemli hususda, Dünyaya  gelmeden önceki  sahip oldukları Meleksi Ruhi yeteneklerini hayvani bedenleri içinde zamanla biraz biraz kaybettiler. Kendilerini Yaratan Yüce Allahı ve Meleklerin Atası olan Feriştahı (Ruh-ül Azam) unutmuşlardı.

Allah onlara Melekut Alemini hatırlayabilmeleri için 124 bin Peygamberi onların arasından seçip, Din öğretmeni (Peygamber) tayin etti. Fakat Serafim Irkı ,Peygamberlerini dinlemediler ciddiye almadılar. Allahı unutmuşlardı. Hatta  kendilerini Tanrı olarak, Allah yerine koyup, Maymun zekasına ve kültürüne sahip Mağara adamlarını kendilerine taptırdılar.

O Mağara Adamlarına çok zulüm ettiler. Aralarına  yamyamlığı yerleştirdiler. Vampirler gibi  birbirlerinin kanını içirttiler. Akrabalık ve aile bağlarını yok ettiler. Tamamen onları köleleştirdiler, kendilerine seks kölesi haline getirdiler.

Ayrıca bu tür Serafim ırkında , normal insana göre süper yada Tanrısal sayılacak özel ruhi yetenekler ve fiziksel güçler vardı. Bunlar ,dünyada 73 bin sene içinde 10 adet galaktik uygarlık kurdular. Lemuryalılar,Atlantisliler,Sümerler,Eski Mısırlılar,gibi.

Ancak Lemryalılar Mu kıtasında yaşarken bir Nükleer savaş sonunda , kıtaları Büyük okyanusa gömüldü. Atlantislilerde günümüzden 5342 sene önce Nuh tufanı ile yok oldular.

Bu Serafim ırkı , günümüzden 7600 yıl öncede vardı.Yani Adem yaratıldığındada vardı. İşte Cenabı Allah topraktan Çamurdan yarattığı Adem vücuduna bu serafim ırkı denilen Süper canlı varlıklardan birinin vahşi olan ,ruhunu  üfleyerek yerleştirdi. Adem Ruh sahibi olup canladığında , Mükemmel bir insan olabilmesi için cenabı Allah onun ruhi yeteneklerine Tanrı geni denilen özel bir cevher aşısı yaptırdı. Ademe  Akıl,mantık,ilim,hikmet,iman ve ahlak (99 ilahi isim ve sıfat karakteri) aşılatmışdı.

Adem böylece ,Goril yada maymun ruhu  gibi bir Ruh halinden başka bir Ruh haline geldi. İşte bu yeni Ademe Melekler onun süper akıl,ve sezgileme gücü ile takviye edilmeden önceki Ruh halinin eski özelliklerini (Vahşi Maymun Ruhu halini) bildikleri için onu kıskanıp eleştirdiler, onu kendilerine göre çok basit bulup onun önünde saygı ile eğilmek secde etmek istemediler.

 Kendilerinin daha yüksek derecede olduklarını kıyasladılar. Eğer böyle olmasaydı Cenabı Allah direkt Cebrail gibi bir melek Ruhunu, İnsan görünümünde yaratsaydı, O zaman hiç bir Melek buna itiraz etmeyecekti. Fakat yüce Allah,en basit organizmadan en mükemmeli deneyerek tecrübe kazanarak,ortaya çıkarmak istiyordu.

Nasılki, Solucan kurdundan bir çok ayaklı tırtıl yaratıyor ve daha sonrada onu kanatlı bir kelebek haline getiriyorsa, Yüce Allah ,Maymun ruhundanda Muhammedi karakterde bir ruh yaratmayı düşünmüştü. Kelebek örneğinde olduğu gibi. İşte olayın aslı budur.

İşte bu olay İnsanın Atası Ademin Maymundan gelip gelmediğini gösteriyor. Bunu çok iyi anlamak lazımdır. Yoksa cehalet ortaya çıkar. Ademin Ruhu ,Meleklerde bulunan süper ruhi güçlerle ,takviye edilmeden önce basit bir maymun ruhu gibi idi.

Yani, vahşi bir ruh idi ve bir hayvan bedeninde yaşamıştı daha önceki hayatında, Ancak beden olarak, sonradan  ,direkt Melek bedenine benzer iki ayaklı,iki kollu tüysüz ve insan başlı bir  Vücuda sahip oldu.

İşte bu yaratılış efsanesi içinde geçen olaylara ait kelimelerden bazıları kaybolunca günümüze ulaşan bu miras bilgilerde ,anlam uyuşmazlığı oluyor ve bizde ,birbirimize bu olayı farklı anlatıyoruz. Bu yüzdende ,anlaşamıyoruz. Bu anlaşmazlığı aramızda siyasi bir rekabet kavgası haline getirmişiz.

 

 Ruh üzerine  Darwincilerin var oluş teorisine göre ; İnsanların var olmadan önceki Ataları maymundur.Neden maymundur?  Maymun var olan canlıların içinde iki ayak üstünde dengeli olarak yürüyebilen ve akıl zeka yönünden insana en yakın varlıktır.

Maymunların kuyruğunu yok farzetseniz, vücudunun her tarafını örten uzun sık kılları tüyleri traş etseniz ,aynen ,7600 yıl önceki prototip maymunumsu yamyam insanlara benzer.

Prototip kelimesi türkçede ilk orjinal numune ,yada örnek ürün demektir. Yani bir zamanlar benzeri bir örneği hiç yokken ilk olarak ortaya çıkan manasında “Adem” anlamına da “Havva “ anlamına da yada her ikisinide ifade edecek bir anlam ihtiva eder.

Örneklerin henüz benzerleri çoğaltılmadıysa ve o örnek tek ise prototip olmaktadır. Dünyada Ademin nesli olan İnsanlar yokken Maymunumsu yam yam proto tip ,kuyruksuz,tüysüz insan gibi varlıklar vardı.

 Bunlara mağara devri İnsanlarının ilk ataları denir.Bilimsel adı ise Homo sapiens türüdür. Ancak bu İlk İnsan Ademin yaratılışında Homo sapiens türünün temel dayanağı var ise de. Biz öyle dışardan (İnsan ırkı Adem Atamızla birlikte, direkt Maymundan gelmiştir demiyoruz.

Örnek vermek gerekirse, Bir erkek Aslan ile dişi bir Kaplan çiftleştiğinde ortaya Karslan denilen bir Yavru türü ortaya çıkar. Bu Karslan denilen yavrunun Atası (Babası olarak Aslandır, Anası olarak Kaplandır) diyerek Yeni türün atalarını böyle bir örnekle bir başka hayvana dayandırabiliriz.

Bu durum çiftleşme vasıtası ile fiziksel bir evrim meydana gelmesidir.çeşididir. Ancak Ruhsal Evrim meydana gelmiş diyemeyiz. Ama İnsan oğlu bu şekilde meydana gelmedi. Eşekle At çiftleşmesinden meydana gelen Katır hayvanı gibide ortaya çıkmamıştır.

Biz insan oğlu için Kur’an-ı Kerim’de bahsedilen Ademler içinde ,Kuranda bahsedilmeyen Galaktik uygarlık yaratıcıları olan Galaktik ademler ve Havvalar içinde , ayrı bir felsefi yaklaşım içinde izahat vereceğiz.

İçiniz rahat olsun ama zamanı geldikçe bu konuyu daha iyi anlaşılır şekilde izah edeceğiz. Öyle bir kaç sayfa yazı ile  izah edilemez bu 7600  yıllık sır. Önce bu sırrın temelindeki mantık anlayışını kavramak gerekir. Ondan sonrada yaratılış teorisinin fiili hikayesine geçebiliriz.

 Olayın mantığını anlamadan bahsedilen hikaye hiç bir şey izah etmez. Masal gibi uyduruk  bir açıklama olur. Sabırla izleyin.

Ademin yaratılışı ,Dini efsanelerde,Peygamber hadislerinde eksik anlatıldığı için bu konyu Darwinci görüşü savunanlarda, Buna karşı çıkan “Yaratlış Teorisi” yanlılarıda yanılmışlardır. Her iki görüş sahipleride ,doğruyu tam konuşamıyorlar.

“Evrim “ kelimesi “Irkların kökeni” cümlesi ; arapça ismi ile (“Tekamül=Değişim,basitten mükemmele gidiş”) anlamına gelir. Ancak Evrim kelimesi sadece fiziksel değişim anlamında ele alınmamalıdır. Darwinciler Ruhsal evrime karşı olduklarından  hatalı ve eksik davranıyorlar.

Halbuki işin içinde Fiziksel,biyolojik evrim olmasına karşın birde Ruhsal Evrim vardır. Fiziksel Evrim ve Ruhsal evrim ikisi bütünleştiği zaman gerçek Evrim teorisi anlaşılır hale gelir.

Siyasi Dinci görüşte olanlarda Fiziksel biyolojik evrimi reddederler. Hatta Ruhsal evrim içindeki reen karnasyon denilen yeniden doğuşa ait gizli adalet mekanizmasını reddederler. Bu durum Onlarında Darwinciler gibi hatalı davranmalarına sebep olur.

Bu durumda en gerçekçi bilgiyi ,Peygamberlere vahiy emri getiren ,Din şeriatı ve Kutsal kitap getiren ,Rabbani bir Uzaylı Melek açıklayabilir. Böyle bir şey gerçekleşmişmidir.

Evet,Böyle bir Uzaylı Melek, 30 yıl önce kendisinin Melek olduğunu gizleyerek, Bir Uzaylı varlık gibi Gayb Aleminden sırlar vermiştir,Kendisinin irtibat kurduğu Medyum Yazarlara. Ruhsal Evrim sürecini ve Fiziksel evrim süreçlerini ayrı ayrı ele alıp değerlendirmek ve sonra onları bütünleştirmek gerekir.

Oysa Darwinciler kendi nefislerini eğitmye mükemmelleştirmeye çalışan bir Allah kavramına inanmak  istemezler ,tamamen özgür ve rahat yaşayabilmek için kendilerinin , bir gün yargılanarak ilahi adalet ve mahkeme mekanizmasına hesap vermek istemezler. Bu yüzden Ruhsal evrime karşı çıkarlar.

“Yaratılış” Teorisini savunanlarda,  Darvinciler gibi kafalarını, ilahi hak olan gizli soyut gerçeklere karşı, Deve kuşunun kafasını kuma gömdüğü gibi,kuma gömerler. Böylece  Yaratılış Teorisini dayanaksız savunan siyasi Dincilerde vicdanlarının gizli denetiminden kurtulduklarını zannederler.

Bu yüzden Fiziksel biyolojik  evrimi  kabul etmezler. Siyasal Dinci görüşü savunan Dinci Kelam yorumcuları ,İslam Dininde var olan;  

“Kul hakkı Allah tarafından asla affedilmez, bunun yerine kul kakkı geçtiği zaman kimden kul hakkı alındıysa onunla ölmeden önce ,mutlaka helallaşmak yada ona kul hakkı iadesi yapmak gerekir.” Şeklindeki Allahın vahiy emrini görmememezlikten anlamamazlıktan gelirler.

Vicdanlarını bastırmak için şu bahaneye sığınırlar:

 “Biz, Hz. Muhammedin inandığı kabul ettiği Allahın,  var olduğuna ve bir tane olduğuna inandık, hepimizin zaman zaman uyduğu , birer şeytanımız vardır. Bu yüzden zaman zaman hepimiz ,büyük  ,küçük her türlü günahı kusuru işleyebiliriz.

 Ama ne kadar çok günahımız olursa olsun ,Yüce Allah “Benden umudunuzu kesmeyin “dedi, Nasıl olsa, Hz. Muhammed s.a.v. de, mahşer günü büyük günahlarımıza şefaatçi olacak ve Böylece Allah tarafından affedilip, Cennete gideceğiz.

Hele birde nasıl olursa olsun bir gün zengin olunca  Mekkedeki Hac Seyahatine gidip Hac ibadetinide yaptıkmı? ,Belki şefaatede gerek kalmadan günahlarımızın hepsi affolacak, hemde anamızdan doğdumuz gibi,bebek gibi masum günahsız olacağız.”  Derler.

Bu olayda Allahın Rahim sıfatı içindeki Tevvab sıfatı içindeki Gafur sıfatı içindeki ince hikmet sırlarını anlamamzlıktan bilmemezlikten gelirler. Eğer vicdanlarını rahatlatmak isterlerse, Hz. Muhammedin Allahı böyle takdir etmiş demesinler.

Gitsinler Zeus ,Apollon,yada Brahma,Vişnu,şiva isimli sözde Tanrıların tapınaklarına ,oralarda hacı olup tövbe etsinler, belki bu adını saydığımız Sözde Tanrılar tam onların istediği gibi Tanrılardır.

Ne kadar uyanıklık yaparsanız yapın, ne kadar kul hakkı üzerinize alırsanız alın, ne kadar kötü olursanız olun. Bu Sözde Olimpos Tanrıları,  kendilerinin Tanrı yada Allah olduğunu kabul edenlere  torpil yapıyorlar., kendilerine tapan kullarını,  hemen affediyorlar, Kendilerinin bulunduğu Olimpos Cennetine onları davet ediyorlar. Ama aldatıyorlar, gerçekte zeusa,Apollona yada Brahma ,vişnu,Şiva,Osiris,Amon-Ra gibi isimlerle sahte Tanrıyı oynayan Asi Melekler  aldattığı ve kullandığı uşaklarını kullarını asla Cennete sokamazlar.

 çünkü O Sözde Olimpos İlahi Meclisinin Tanrılarının kendileri bile Cennete giremezler. Hepsi 7600  yıl önce Cennetten kovulmuşlardır.  8 kat olan Cennetlerin gerçek sahibi, Sahte Tanrılarıda yaratan ve tek olan Allahtır. Sahte ve Aciz Tanrıların  Cennette bir hükmü olamaz. Cennete giden yol ,Hz. Cebrail Meleğinin ve onun elçisi Peygamber Hz. Muhammedin yoludur.

“Kul hakkının , ilahi adalet gereği , kul hakkı alacaklısına  iade edilmesi gerekliliği “ gibi bir “saçma adalet teorisi”ni savunmazlar bu Tanrılar.Bu Tanrılar Reenkarnasyon denilen “Yeniden doğuş gerekliliğine “ ve kul hakkı bedelini ,kul hakkını üzerine alana ,ödetmeyi  prensip edinmezler.

Herkesin yaptığı yanına kar kalacaktır derler. Ölene kadar güçlü olarak yaşarsanız dünyada sizden kimse kul hakkı bedeli isteyemez, ölüncede Olimpos Tanrılarının güvence himayesinde olursunuz. İkinci kez yeniden doğma olayıda yok nasıl olsa kimse sizden hesap soramaz.

Dünyadaki zulme uğyan milyarlarca gariban mazlum insanlar enayiliklerine doymasınlar, kerizler nasılda “ilahi adalet “ kavramı ile uyumuşlar. Diyebilirsiniz.

Ama Hz. Muhammedin inandığı “Gerçek “RA”  denilen ,yani Rahman Rahim ve Rablerin Rabbi olan yüce Tek Allah bu söylenilenlerin tam tersini savunuyor ama, İlahi adalet kavramındaki ,ince sırları hikmetleri kendisinin varlığına, birliğine son peygamberine inanan ,Mümin kullarının anlayışından gizlemiştir.

Hz. Muhammedin orjinal tek olan gizli Allahı diyorki,Size gönderilen Kuranda,İncilde,Tevratta ve Zeburda gizli olan şifreli olan hikmet sırlarını okuyup anlamaya çalışın. Allahın yanında en çok değeri olanlar ,en çok ibadet edenler değildir,en çok hayır işleyenlerde değildir.

Allahın yanında en çok değeri olanlar, Allaha,tüm peygamberlere,Uzaylı Melek ve şeytan kavramlarına,ilahi adalet kavramına inanan ve kul hakkı ile Allah huzuruna gelmekten sakınanlardır. Birde Kutsal kitaplardaki yeniden doğuş ve ruhsal evrim süreci ile ilgili 18 li sistem yasalarının ,ruhsal değişim programlarına inananlardır.

Bu konulardaki gizli hikmet sırları normal insanların anlayışından gizlenmiştir,herkes kendi akıl ve zeka,iman bilincini kendi özgür iradesi ile yükseltebilsin ve gerçek”En şerefli mahluk olan Halifetullah, Mürşidi Kamil insan Ruhsal evrimin tamamlamış insan” olsun diye.

O halde herkes bu akıl mantık zeka çalıştırma yarışı konusunda kafasında zihniyet devrimi yapsın ve Atalarının kendisinden önce takip ettiği klasik inanç zihniyetini terketsin. Böyle olması onu gerçek hidayet yoluna götürecektir. Fırka-i Naciye denilen Gerçek Işık Dostlarının yoluna sevkedecektir.

Hz.Muhammedin Yüce Orjinal Allahı şöyle demek istiyor tabiri caizse:”Ey Kullarım, Ben ilahi adaletimi adaletimi,İnsan anlayışından gizledim. Hikmet sırları kutusu içinde sakladım.

Bana samimi bir iman ile iman eden Müminler bu hikmet sırrı içindeki gizli olan” gerçek  İlahi  adalet “ kavramını bana yakışacak şekilde kavramaya anlamaya çalışın, öyle Olimpos Meclisinin , kendini Tanrı zanneden süper güçlü, Asi Meleklerin (Şeytanların) karakterine uygun olan adalet anlayışını,  benden boşu boşuna beklemeyin.

Bekliyorsanız  hayal kırıklığına uğrarsınız. Zaten küçük ve büyük kıyametlerden sonra , 2243  yılında, mahşer yeri kurulduğunda Kutsal kitaplarda bulunduğu halde yok farzedilen ve hiç okunmayan araştırılmayan üzerinde hiç düşünülmeyen ,ilahi hikmet sırları saçılıp ortaya döküldüğünde,  böyle insanlar çok şaşırıp hayal kırıklığına uğrayacaklardır.

İşte ozaman pek çok Cennetlik olduğunu zanneden Dindar adamlar gerçekte cehennemlik olduklarını göreceklerdir. Pek çok Dindar insana göre ,cehennemlik olduğu farz edilen bazı günahkarlarında Cennetlik oldukları anlaşılacaktır.

 Herkes bunun hikmetini sorduğunda onlara amel defterleri gösterilecek ve onlara denilecekki “Ey kullarım Yüce Allah,sizleri son yaşamınızda yani “bir defa dünyaya geldim bir defa doğup öldüm “dediğiniz amellere göre sizi yargılayıp ,cezalandırsaydı yada mükafatlandırsaydı, bu durum orjinal olan yüce Allah için İlahi bir adaletsizlik durumu gösterirdi.

 Bu durum şanı şerefi yüce Allaha yakışmayan şeytani bir sıfatı benimsemek olurdu. Allah bunu kendine yakıştırmaktan münezzehtir (uzaktır),Çünkü içinizde ruhsal evrimini tamamlayamadan genç yaşta ölen milyarlarca insan vardır.

“Bir defa , şeytana uydum başıma bu istenmeyen durum geldi Allahım ne olur bana yeni bir şans ver “ diye dua edenler milyarlarca kişi olmuştur.

Yada “Allahım ben Peygamberden, kutsal kitaplardan ,Meleklerden ,Şeytanlardan habersiz cahilce yaşadım,hiç bir tane bile , akıl mantık ve sezgileme kabiliyeti olan bir Allah dostuna ve orjinal din sahibi gerçek bir öğretmene rastlayamadım.

Benim suçum nedir. Bu fırsatları bulabilenler  ne kadar şanslı ve ne kadar ayrıcalıklı insanlarmış, keşke bizde onlar gibi bu fırsatları yakalayabilen yada bulabilen ayrıcalıklı (Allahtan Torpilli) dindarlardan olabilseydik,ama bunda bizim ne suçumuz var suç ilahi takdiri,ayrıcalığı böyle tasarlayan Allahta değilmidir?” gibi düşünenler olacaktır.

İlahi adalet mahkemesinde bir takım mazeretlere sığınanlar olacak ve Allahı en ince hassas noktasından suçlayıp ,işin içinden sıyrılmak vebalinden eksikliğinden kurtulmak isteyeceklerdir.

Yada hayatında genç yaşta iken çocuk yaşta iken başına bir tecavüz , cinayet saldırısı gelenler, “Allahım bizim suçumuz neydi? Biz dünyaya bir defa geldiğimiz halde neyin bedelini ödedik? Cennetlik olabilmek için ,illede bu sapıkça tecavüzlere maruz kalmamızmı gerekiyordu.

Yada evde,iş yerinde başına gelen bir kazadan sonra hayatı alt üst olan talihsiz insanların suçu neydi ki ömrünün geri kalan kısmını işkence altında gibi geçirdiler? Yada “Yarabbi Amel defterlerimizdeki (Yaşam filminin video CD kayıtları) gördüğümüz amellerin pek çoğunda işlemediğimiz ameller (günahlar ve sevaplar) işlemediğimiz hayırlar (iyilikler) kayıt altına alınmıştır.

İşlemediğimiz, hiç yaşamadığımız, hiç hissetmediğimiz tamamen ayrı karakterdeki insan tabiatına uygun bu eylemleri ve niyetleri biz anlayamadık bunda bir iftira,bir kasıt, bir yanlış anlama yoksa eğer , bu işlemediğimiz ameller neden bize işlemişiz gibi mal edilmiştir? Bunun hikmeti sebebi nedir? diye sorduklarında yüce  Allah bu kullarına şöyle diyecek:

“Ey Kullarım , ben sizin bir defa dünyaya gelmekle ,Cennetide,  Cehennemide hak etmeyeceğinizi biliyordum. Yoksa beni bilemez mi sandınız?

 Daha ölmeden önce başınıza gelen talihsiz acıklı belalardan ,felaketlerden dolayı ,hayatınızın alt üst olduğunu, yeniden sıfırdan doğabilmek için bana yalvardığınızı, yeniden başka bir ortamda yeni bir yaşam ve imtihan fırsatı verilmesi isteğinde bulunduğunuzu ,bu şekilde dua edip yalvardığınızı kanlı göz yaşları döküp ağladığınızı hiç göremedim mi? Duyamadım mı? Zannediyorsunuz .

Hepinizin bu tür dua ve isteklerinize karşı yüce Allah Rahim sıfatında gizlediği ve sizin anlayışınızdan hikmet gereği saklanan gizli yeniden doğuş yasasını devreye soktum.

Sizin haberiniz olmadan sizi 150 ila 200 defa arasında dünyaya tekrar tekrar getirdimki, yavaş yavaş ruhunuz “Mürşidi Kamil=Habibullah yada Halifetullah sıfatını kazanabilsin diye,  yada Rabbani sıfatlar kazanıp , bir zamanlar Melek gibi bir ruha sahip olduklarını hatırlayabilsinler diye ,size ışık dostları (Manevi Din Rehberleri,Din Alimleri  göndermediğimi mi zannediyorsunuz?.

 Öyle bir sefer yaşamakla ,melek yada Işık dostu desteği almadan kim ruhsal evrimin tamamlayabilirki, Hz. Muhammed bile yanına Cebrail Meleği geldikten ve Gayb sırlarını hikmet sırlarını hazır kopya bilgi ile öğrettikten sonra , miraçtada  bazı gizli boyut sırlarını gözü ile görüp şahit olduktan sonra gerçek Mürşidi Kamil olabildi.

Sizlerin böyle fırsatlarınız olmadığını ben bilmiyormuyum, sizden  kaldıramayacağınız bir yükün vebalini niye sizden sorayımki?, ama 150  ve ya 200  defa gizli yaşam fırsatının veballerini şanıma uygun şekilde sorabilirim.

Bir kaç sefer dünyaya geldiğinizde ruhunuz hala sevgi, saygı  , dostluk, kardeşlik, vefa ,  sadakat, dürüstlük, Topluma hizmet Allaha ,peygambere kutsal kitaba hizmet kavramlarının manevi yüceliğini, Allaha kul olmanın  ”En şerefli mahlukat “ olabilmenin idrakına farkındalığına ulaşamadıysanız bu sizin nefsinizi hainliğindendir.

Burada İlahi adalet ve mahkeme mekanizmasının kusuru yoktur. Siz nefsinizin ve sahte din adamlarının, sahte siyasi önderlerin uşağı ve kurbanı oldunuz. Allaha kurban olsaydınız şimdi hepiniz cennetlik olacaktınız, yada iki kanatlı Melek ruhlar arasına  katılacaktınız.

Artık bundan sonra “Allahım, şüphesiz biz kendi nefsimize ruhumuza kendimiz zulmetmişizde  haberimiz yokmuş bunu Mahşerde ilahi mahkemede öğrendik, çok yazıklar olsun bize , kendimiz ettik,kendimiz niyetlerimizin 10 mislini bulduk eyvahlar olsun” diyeceksiniz.

İşte bu gibi sorulara muhatap kalabileceğini bilen yüce Allah, her şeye önceden hazırlıklı olduğunu ifade edecek ve İnsanların o sorabilecekleri her türlü soruya karşı, Rahim ve Rahman;gafur tevvap sıfatlarında gizlediği ince hikmet sırlarını açıklayacak.

Onların adalet anlayışı, Gerçek Orjinal olan Tek olan Allaha yakışmaz. Bunu Yakıştıran ,  Gerçek Allahı ,basit sözde Tanrılar olan ,Asi Meleklerin (Şeytanların) seviyesine düşürmüş olur. Bu durum ise Allahın manevi şerefini ayak altına almak demektir.Küfür ve inkar olur.

Dikkatli olun farkında olmadan gizli küfre,şirke girmeyin sizi ışık dostlarımın uyarıcı sözleri ile uyarırım.

 Halende tartışmalar perde arkasından sürdürülmektedir. Darwinizmin savunucuları, Darwinin ölümünden sonra, Darvinden daha çok Darvinci olup Darwinin bilimsel teorisini, Ateizmin (Dinsizliğin bilimsel bir dayanağı) gibi göstermeye çalışmışlardır.  

 Kısacası her türlü Dini inançların karşısına çıkartarak,”Yaratılış Teorisini” inkar etmeye çalışmışlardır. Dinsizler ,Çağlar boyu, hep yalnız kalmışlardır.

Dinsiz olamayan İnsanların çoğunluğu ,yanlışta olsa kusurluda olsa,  eksikde olsa, doğru ve tam mükemmel olsada her hangi bir  Dini inanca sarılıp Yüce yaratan karşısında ,mazaretsiz kalmak istememişlerdir.

   İşte İnsanların büyük bir çoğunluğunu yalnız kalmamak ve yanlarına çekmek için uğraşan maddeci zihniyetin sahibi Dinsizler Darwinin teorisini saptırıp,onu kendi amaçları doğrultusunda  istismar etmişlerdir.

Darwin tamamen hatalı değildi  Belkl % 50  ye yakın haklı idi. Ama % 100 yanlışda söylemiyordu. Eksik söylemişti, sadece bu konudaki yetersizliğini görememişti.Ama onun fikirleri Dünya insanlığına ışık tuttu.

 Bugün Darwinizmin Fiziksel Evrim teorisini  ,çürütmeye çalışan   Adnan OKTAR (Harun Yahya) isimli Değerli yazarımız gibi ,Yaratılış Teorisini savunan  (Yaratılışçılar) da tamamen haklı değildir.  

Tıpkı Darwinciler gibi onlarda aynı hatalara düşmüşlerdir. Hangi hatalar derseniz söyleyelim. Bir kere bu Evrim Teorisi iki taraf  yanlılarıncada yanlış anlaşılmıştır. İşin doğrusu (Gaybin Sır=Hikmet Bilgileri) çerçevesi içinde değerlendirilmesi gerekiyordu.

Bu değerlendirmeyi iki tarafta düşünemediler bu güne kadar. İki tarafta cahilce değerlendirmeler yaptılar. Birbirlerine karşı acımasızca siyasi garezle saldırdılar. Birbirlerini delilikle suçlayıp Akıl hastası ilan ettiler.

Çünkü Yaratılış teorisinide Darwinizmi savunanlarda Allaha yakınlık kuramamışlar ve olaya (Rabbani Bakış açısı) ile bakamadılar. İki tarafda Olaya  İlahi mutlak hakikat (İlm-i Ledün sırları) açısından bakamadılar.    Bu olayın çözümü (İlmi Ledün sırları) içindedir.

Bu sırrı (1981 yılında Ruhsal ilahi Plan boyutundan ilahi mesajları Medyumlara gönderen Uzaylı Melekler açıklamıştı. Ancak 1981 li yıllarda henüz Gaybin gizli sırlarını keşfedebilecek bir şahıs ortaya çıkmamıştı. 

 Bu yüzden Uzaylı Meleğin Medyumlara bildirdiği İnsanın yaratılışına ve evrimine ait sırlar ,30 yıl öncesinin Alimleri tarafından gereğince anlaşılamadı.  Uzaylı Meleğin verdiği bilgilerde Altın madeninden çıkarılan toprak taş ve Altın cevherinin karışımı gibi ham işlenmemiş ayrışmamış ip ucu niteliğinde bilgilerdi.

Bu ip uçlarından faydalanılarak ilahi mutlak hakikate ulaşılabilirdi. Uzaylı Haberci Melek İnsan bilincini özgür bir şekilde yükseltebilmek için kopya bilgi                                                        vermeden ip uçları ile İnsanlığa hizmet etti.

Allah ondan razı olsun. Darwincilerin ve Adnan Hoca gibilerin göremediği Rabbani bakış açısını Araştırmacı bir Tarih yazarı buldu  ve bu konuda İnsanlara anlaşılamayan gizli yaratılış ve kader sırlarını Fiziksel ve Ruhsal Evrim süreçlerinin seyri hakkında mükemmel bilgiler vererek  az sayıdada olsa bir kısım insanların Bilincini ve manevi şerefini arttırdı.

 Onlara Geliştirdiği “Rabbani Bakış açısı “ ile Rabbani sıfatlar  kazandırdı. Takdir eden etti. Kıskananlarda etmedi.İşte 1996 yılında bu yeni “Rabbani Yorum Tekniğini,Beyt-i Dost  Yorum anlayışını) geliştiren ve Beyt-i Dostun Ruhaniyetinden faydalanan Yazara göre; Evrim bir çeşit değildir.

İki türlü evrim vardır her Canlı bu iki türlü Evrim süreci ile gelişir ve mükemmel sıfatlar kazanırlar. Gelişemeyen mükemmel sıfatlar kazanamayan türlerde bulunabiliyor.

Ancak bu tür gelişememiş canlılar zamanla fiziksel ve ruhi yeteneklerini tamamen kaybederek enerji boyutuna enerji dalgası halinde gönderiliyorlar. Milyarlarca sene sürecek yeni bir evrim programına yeni baştan alınıyorlar.

İki türlü Evrim Programını başarı ile sürdürebilen canlılar, yani bulunduğu varlık boyutundan geriye dönmeden hep ileriye sıra ile basamak basamak çıkan canlı türleri,  bu iki türlü evrim programı sonunda sınıf atlaması yaparak değişik Alem Boyutlarında yaşamaya ve manevi şeref kazanmaya  layık olduklarını ispat etmiş oluyorlar.

Bu iki türlü evrim Programı , bizim zannımızca ortaya atılan beşeri bir teori değildir. Bu iki türlü evrim programı Allahın (ADN Cennetinde) teknik adı ile (Atlanta Boyutunda) yaşayan Uzaylı Rabbani Melekler tarafından ortaya atılan bir teoridir. Bilgi Kitabında ve Atlanta RA Felsefesi adlı teorileri savunan yazarların kitaplarında yazılıdır İnternettende öğrenilebilir.

Bu Rabbani Evrim Teorisi tamamen ilahi ve kuşku götürmeyeek şekilde doğrudur. Sadece onu üç semavi Din cemaatlerinin analayabilecekleri uzlaşabilecekleri şekilde bir tarafsız humanist evrensel görüşte birinin bu teorinin inceliklerini detaylıca göstermesi gerekiyordu buda gerçekleşti.Şuan bizde bunu okuyucularımıza o şahıstan alıp naklediyoruz.

 

 

Yukarı Dön Göster galaktikinsan's Özellikler Diğer Mesajlarını Ara: galaktikinsan
 
galaktikinsan
mars
mars


Kayıt Tarihi: 29-Ocak-2010
Ülke: Turkiye
Gönderilenler: 13
Gönderen: 31-Ocak-2010 Saat 16:10 | Alıntı galaktikinsan

GALAKTİK  İNSANDAN  MESAJ

galaktikinsan@mynet.com

RUH KAVRAMI:

Kainat içindeki 18 bin Alem yada mini evren var olurken, “Ruhsal Bütünlük (B.İ.R) kavramı çerçevesinde var olmuştur.

 Gönlümüzün ruh kalbimizin derinliklerinde mikro hafıza içinde saklı olan,  çok eski kadim zamanlara ait öz benliğimizi, yada öz ruhumuzu ,bilinç altımızda bulana kadar reenkarnasyona gizlice tabii tutuluruz.

Bulduğumuz zamanda Ruhsal evrimi tamamlamış olarak, Reenkarnasyon denilen karma kader imtihanı programından mezun olmuş oluruz. Bu olayın özü şudur:

600 bin sene önce tüm ruhlar Melek ruhu olarak yaratılmışdı Her Melek ruhu , kendi çapında ikiye bölünerek kendi  Ruhsal ikizini meydana getirdi. Bu ikiz Ruhlardan ,bir tanesi Atlanta boyutunda Cennette kaldı.

Diğeri Ya cinler alemine yada Dünya alemine gönderildi.  İşte yaratılan her canlı varlığın bir ruhsal ikizi , Atlanta denilen ADN cennetinde 8. Cennet katında kalmıştır. Bu ruh ikizleri kendisinden bölünerek ayrılan Ruh ikizini ,hasretle 600 bin yıldır beklemektedir.

600 bin yıl sonra kavuşursa o zaman gerçek Ruhsal Bütünleşme sağlanmış olacaktır. İşte bu birleşme Birleşik insanlık Realitesi çerçevesinde (B.i.R) kavramının ve Atlanta RA Felsefesinin iyi anlaşılması ile sağlanacaktır.

 RA Felsefesinin özündede ,Makro kozmik evrensel değerler felsefesi,Muhammedi Ahlak sıfatı gizlidir. Yani Allahın 99 ismi sıfatı ile sıfatlanmak ve Rabbani (Tanrısal) olmak Melek haline gelebilmek durumu gizlidir. Ruh ikizinin  ,ilahi kozmik çağrılarını bilinç altından duyabilenlere ve anlayabilenlere ne mutlu. Her insan ruhu , kendi bedenine  gönülden ve beyinden bir gümüş tel denilen ruhi bir kanal kablosu ile bağlıdır.

Ölüm anında bu gümüş tel,beyinden kopar.  Ruhun vücutla irtibatı kesilir böylece.Beden hücreleri yaşatan kozmik rızık enerjisinden mahrum kalır. Burada ölümden önce bir Ruh beden bütünlüğü söz konusu iken ölümle birlikte bu ruh beden bütünlüğü bozulur.

Beden çürümeye terkedilir. Ruh ise manevi yüce boyutlara yönelir.Ruhunuz bedenden ayrıldıktan sonra, daha önce  beyne bağlanan gümüş tel ucu, bu sefer manevi boyuttaki Ruhsal boyut kanalına irtibat kurar ve Ruhsal byuttaki  makro  bilgi  kayıt arşivi ,insan gönlünde bulunan mikro bilgi hafızasına kozmik evrensel bilgi kaydı yapar.

 Buradan ruhsal evrim programınızdaki eksiklik ortaya çıkar ve ruhsal evrimin asıl amacı olan ruh ikiziniz ile ruhsal bütünleşmeniz  sağlanana kadar, reenkarnasyonik yeniden doğuş durumunuz ortaya çıkabiliyor.

Buradan,bu ruhsal evrim aşamalarının ruhsal plana göre,gezegenlerin ve güneşin bulunduğu enerji boyutuna göre, ruhsal planın aşamalarına tabi tutulma durumu ortaya çıkıyor.

Bir insan ruhu hangi güneş sisteminde bulunuyorsa o güneş sisteminin merkezindeki evrim planına göre  ruh kayıt fişlemesi yapılır. Şu an ki Dünya insanlığı 1. Güneş sistemine tabii olan (SATÜRN RUHSAL EVRİM PLAN AŞAMAS) denilen plana göre ruhsal evrime tabii tutulur.

Burası İnsanlık için tasarlanan ve kuranda da belirtilen 7 yol (7 yörünge) evrim program noktası olan en mükemmel kattır. (Ey İnsanlar, Biz sizin üzerinizde 7 yol ,yani 7 ruh aşamasına yönelik 7  yörünge boyutu olan 7 ruhi yol yarattık. Biz ne yarattığımızı çok iyi biliriz,bundan habersiz değiliz sizin gibi).Kaynak:Muminun suresi  17. ayet, sayfa: 343

     RUHSAL EVRİM SÜRECİ:                                                                             

Tüm mikrobik bilinç seviyesindeki canlılar 7 aşamalı bir evrim süreci geçirirler. Dünya üzerinde bulunan bir mikrobik canlı türü, yine dünya üzerinde bulunan gizli Melekler tarafından ,bir ileri boyuta ait enerji aşısı ile ruhu takviye edilip,genetik programlanması yapılır .

O canlı öldüğünde ruhu yeni bir karakteristik özellik kazanarak biraz daha mükemmel ölçülerde bedenini oluşturabilecek hale gelir ve yeni boyutta yeni bir kimlik karakteri kazanmış olur.

 Yeni kimlik karakteri ile yeni bir hafıza bilincinede sahip olur. Böylece sıra ile, aşama  aşama ruhsal evrim yolunda basamakları birer birer çıkar,mikrop iken,bitki bedenine sahip olur.

Bitki ikende,bir sonraki yeni yaşamında Hayvan mertebesinde bir canlı olur.artık ruhi nefside kendini yaratanı tanımaya başlar. Kuşlar gibi Alahı zikrederler. İnsanlarla hayvanların irtibatından dolayı hayvanlar insanlardan haklarını alabilmek için,Allahın izni ve yönlendirmesi ile Hayvan boyutundan insan boyutuna gelirler.

Ama her yeni meydana gelen insan (Yamyam türündeki ilkel maymunumsu tüysüz insan) illede bu dünyamızda yaşayacak diye bir şart yoktur. Her yeni insan olan varlık ,Allahın yarattığı yüz binlerce dünyalardan her hangi birine gönderilebilirler.

Tıpkı bizim dünyamızada ,insanların ataları olan galaktik insanlar,400 bin sene önce yaşadıkları ortamdan bir zaman sonra ayrılıp 78 bin sene önce dünyamıza dış yıldızlardan gelmeleri gibi.

Bir bedensel form içinde ,7 aşamalı ruhsal evrim sürecinin bir basamağıda evrimini bir adım ileri yükseltebilen canlı organizmanın ruhsal genleri dondurulur. Değişik ırkların karakteristik özelliklerini taşıyan yeni gen ilaveleri aşıları yapılır böylece değişik hayavan veya insan türleri ortaya çıkarılır Melekler tarafından.

Tüm bu değişik ırk ve tür canlılarını yaratma işlemleri Biyolojik labaratuvar ortamlarında yapılır ve pilot çekirdek dünyalar üzerine bırakılırlar. Böylece değişik hayvan aileleri,insan aileleri oluşturulur.

Böylece evrim basamakları birer birer yükselirken ileri basamaklara terfi eden canlıların ruhları değişik hafıza genleri ile dahada zenginleşir ve ortaya ,çok akıllı düşünebilen mantık kıyaslaması yapabilen Gönül sezgilemesi yapabilen bir canlı türü ortaya çıkar. Örnek :Düşünerek Rabbini Ruh kalbinde keşfedebilen Hz. İbrahim Peygamber gibi.

Tüm hayvanların içinde Beyni en mükemmel gelişen hayvan , akıl ve mantık gücünü geliştirebilen en gelişmiş hayvan Şempanze maymunudur. Konuşma kabiliyetini geliştirende Papağandır. En kurnaz hayvan tilkidir. Maymunlar evrimlerini tamamladıklarında ve bir ileri basamağa çıktıklarında bir dahaki yeni doğuşlarında yamyam insan haline gelirler.

Kuyrukları körelir,vücut tüyleri dökülür. İki ayak üstünde daha dengeli yürüyebilir hale gelirler. Bugün yaşayan insanların yani 7 milyar insanın ilk atası Ademde, Labaratuvarda üretilmiştir.

İlk İnsan Ademin Kendisine de ,Firdevs Cennetinde, yani Beta Nova denilen Cinler Aleminde, yada ölen İnsan Ruhlarının gittiği Berzah=Ahiret Aleminde, Meleklerde bulunan  Tanrı geninin  rabbanilik aşısı yapılmıştır. Ademin ruhu ilk olarak yaratılmış değildir o esnada.

Yani Meleklerin hazırladığı İnsan kadavrasına ,bedenine bir Ruh üfürülmüştür ama bu ruh o esnada ilk olarak yaratılan Orjinal İnsan ruhu değildir.Eğer orjinal bir Ruh olsaydı. “Ey Melek kullarım en şerefli mahluk olan ,Benim yeni halifem olan en büyük Halifetullah Ademin önünde ona saygı göstermek için secde edin” dediğinde ,Meleklerin istisnasız hepsi secde etmesi gerekiyordu. Yani Allah gerçekten tüm Melek Ruhlardan hayvan ve Cin ruhlardan farklı olarak, Söz gelimi,”Feriştah Meleği Ruh-ül Azam) gibi üstün nitelikli ayrı bir Ruh türünü , orjinal ve yeni olarak yaratsaydı , Şeytanlar bu secde durumuna itiraz etmeyecekti.

 Hepsi Allahın buyruğuna razı olacaklardı. Oysa Ademin yeni yaratılan Ruh-Beden şeklindeki insan formuna 200  kadar Melek secde etmedi. Bu secde etmeyen ve Allaha asi gelen 200 Şeytani Melek, neden Allaha itiraz ettiler? Bu konu insan anlayışından detaylı olarak saklanmıştır ama kısmen biraz bilgi verilmiştir. Bu yüzden İnsanların atası Maymunmudur? Değilmidir? Anlayamıyoruz.. Açıklayalım:

“Hani yüce Allah Firdevs Cennetinde bulunan Görevli Melekleri ilahi huzuruna toplamıştı ve onlara şöyle hitap etmişti: ”Ey  Allahın ilahi kudretinden Tanrısal güç taşıyan Melekler!  ,Bana kulak verin, dinleyin!

Ben artık bundan sonra kendime , yeni bir Halifetullah olacak,  bir Adem (İnsan) yaratacağım. Bu yeni yaratacağım İnsan (Adem) şimdiye kadar yarattığım varlıkların  en şereflisi olacak.

Sizde bu yeni yaratacağım Ademe hizmet etmekle ve ona secde etmekle,saygı duymakla ve onu sevmekle görevlendirildiniz.” Şeklinde ilahi buyruk geldiğinde tüm Melekler çok şaşırdılar. Meleklerin sözcüleri olan liderleri dedilerki:

“Ya rabbi, bu ne hikmettir ki, Sen bizim başımıza bizden daha üstün daha  şerefli olan bir varlığı , bizim başımıza Efendi tayin ettin. Neden bu takdiri buyurdun hikmeti nedir?.”Biz sana yeterince kulluk etmiyormuyuz? Senin ismi azamını ve ilahi sıfatlarını zikretmiyormuyuz?, Seni gerektiği gibi yüceltmiyormuyuz? Sana gerektiği gibi şükretmiyormuyuz?

Öyle ise , Bu yeni yaratacağın Ademin ruhunuda  biz biliyoruz,Bu Adem ruhunun geçmişinide biliyoruz.. Yeni çamurdan bedeninide biliyoruz. Onun çamurdan bedenine karşılık biz Nurdan yaratıldık,  hatta Tanrısal güçlerle Tanrısal ilim ve Ahlak ile donatldık senin tarafından.

Bu yeni yaratık olacak olan Ademin Ruhu , Dünya denilen alçak boyutta  hayvani bir tarzda yaşayan , Ruhsal evrimini tamamlamamış bir varlık ruhu değilmidir? henüzdaha önce ;prto tip maymunumsu iki ayaklı kuyruksuz ,tüysüz olarak yaşayan bir Vahşi Hayvan gibi,barbar,yamyam ve acımasız kan dökücü bir Ruh değilmidir, O Ruh maymunumsu bedende iken çok zulüm ve basitlik göstermedimi?

O halde neden böyle bir Ruh varlığına güzel bir insan bedeni veriyorsun ve onu neden Halifetullah sıfatı ile şereflendiriyorsun? Yarabbi bunun hikmeti nedir? Bizim bilmediğimiz bir şeylermi var?” dediklerinde, Yüce Allah buyurduki Melek kullarına , :

“Ey Melek kullarım, neden ademi kıskanıyorsunuz? Siz Melek kullarımda da Hayvani sıfatlar vardır.Örneğin bazı Meleklerin vücudunda İnek kafası vardır.Bazı Meleklerdede Kartal kafası vardır.

Bazı Melek kullarımda Aslan başı vardır,bazı Melek kullarımda Balık,yada Dinazor kafası vardır. Ama onlardan en önemli farkınız nurdan yaratılmış olmanızdır. Bu yaratacağım yeni Adem ruhunun maymunumsu karakteri hakkında düşündükleriniz doğrudur.

Bu Ademin ruhu maymunumsu vahşi bir karakterde idi, geçmişinde ancak ben bu vahşi maymun ruhuna sizin yapacağınız Tanrı Geni aşısı ile onu mükemmelleştireceğim. Ona akıl ve mantık ilim ahlak ve iman cevherleri yerleştireceğim onun ilmi hikmeti manevi şerefi bu yüzden siz Melek kullarımdan üstün olacaktır.

Bu Adem denilen yeni İnsan formunu canlandırdıktan sonra ,sizin huzurunuzda imtihan edeceğim ve böylece benim haklı olduğumu göreceksiniz. Allah-ü Teala ademe bir gümüş tepsi üzerinde ,bir melek vasıtası ile akıl,mantık,ilim,hikmet ve iman cevherlerini sundu. Bu cevherlerden birini seçmesini söyledi. Adem ,kendisine sunulan Cevherlerden sadece akıl cevherini seçti. Bunun üzerine

diğer cevherlerde Ademin başına otomatik olarak peşpeşe girdi. Adem böylece basit vahşi bir Maymun Ruhu taşırken ilahi sıfatlar ve o cevherler ile bir günde en şerefli mahluk oldu. Bedeni labaratuvar ortamında  40 yılda hazırlanmıştı.

Yüce Allah verdiği ilim cevheri ile evrenlerdeki önemli varlıkların ,eşyaların isim sıfat ve görevlerini tabii özelliklerini bir anda öğretip onu Alim gibi yapmıştı , hatta onu Melekler huzurunda imtihan edip,Meleklerin bile bilemediği soru cevaplarını Ademe açıklattırmıştı. Melekler itiraz edincede, şöyle dedi:

“Ey Melek kullarım sizin itiraz ettiğiniz kabullenmekte zorlandığınız bu Adem kulum var ya , işte onun soyundan ileride 124 000 Peygamber ve 124 milyon ışık dostu Veliullah yetişecektir. İşte sizin bilmediğiniz gizli sırları ben biliyorum.

Ruhsal evrimini yeniden doğuş zinciri içinde, tekrarlanan doğuşlar ve ölüşler süreci içinde , Ademin çocukları,torunları ruhlarını  yavaş yavaş  geliştirip olgunlaştıracaktır.

Her dyeni doğuşlarında  ileri istikameti yakalayabilenler yeni bir nefis mertebesine sahip olacaklardır. Ancak  dünyaya her yeni geldiğinde bir önceki yaşamın hatıra izlerini unutacaktır.

Böylece ışık dostu Veliullah olacak olan manevi din önderleri en az 7 defa dünyaya gelecektir. Bu takdir Ademden kıyamete kadar olan  7777 yıl içinde görülecektir.

Fakat insanların arasına sizden 124 milyon Asi meleklerde katılacaksınız ,siz asi melek kullarım ,İnsanların arasında ete kemiğe bürünerek onları en yakınlarında dost gibi görünerek onları aldatıp,kandırıp saptıracaksınız. Kıyamete kadar bu görevi yapacaksınız.

Mademki  Adem gibi erkeklik ve dişilik özelliği istediniz benden, mademki şehvet duygusunu ve sorumsuz,hesapsız, özgürlük duygusunu tatmak istediniz o halde ne istiyorsanız vereceğim.

İnsan suretine girdikten sonra bir daha asla geriye normal melek olarak dönemiyeceksiniz. Belki,Şeytan olarak size tahsis denilen Cehennem gezegenine dönebilirsiniz. Orada yeni görevlere hazırlanırsınız.

 Fakat size alternatif olarak, her şeytana karşılık birde hayırlı işler Allah rızasına uygun hizmetler verdirmeyi insanlara telkin edecek Rahmani,yada Rabbani (RA grubu) 124 milyon Meleğide insan suertine sokacağım.

Bu 124 milyon Melekde ,Peygamberlik ve Işık dostluğu denilen görevleri yerine getirecektir. Çünkü İsanın doğumundan 600 bin sene önce Elest Bezminde ,tüm Melekleri huzurumda topladığımda ,aramızda şöyle bir şey geçmişti.:

“Ey Melek kullarım, Söyleyin bakalım ben kimim? Siz kimsiniz? ,Siz dedinizki Ben benim sende sensin” Bunun üzerine bende size dedimki;”Ey Melek kullarım sizi yoktan var eden ve Tanrısal Rabbani sıfatlarla ,İlahi güç takviyesi ile yaratan kendime halife tayin eden Rabbiniz Allah değilmiyim?,

Bu soruma üç gruba ayrılarak ,3 ayrı özellikte cevap verdiniz. Hepiniz dedinizki “Kaalu :Bela, ente Rabbil Allah”=” Evet Rabbimiz olan Allahsın ” dediler.Ama Allah üç gruba ayrılan Meleklerin ruhlarını ,kalplerinden geçirdikleri niyete bakıp değerlendirme yaptı.

 Onlara dediki:”Ey Melek kullarım, bir grub çok samimi olarak içtenlikle ,”Sen bizim Rabbimiz olan Allahsın”, ne mutlu onlara ,onlar ileride 124 bin Peygamber surtinde dünyada reenkarnasyon süreci içinde tekrar tekrar  doğarak  çok hayırlı bir dini misyonu yerine getirecekler ve Böylece ,birer gerçek Melek olduklarını ispat edecekler ,Kendileri için hazırlanmış olan Melek kadrosuna resmen geçeceklerdir.

İkinci grub Melekler, onlarda “Evet Sen bizim Rabbimiz olan Allahsın “ dediler ama Bu Melek grubu çekimser ve tereddütlü cevap verdiler,olumsuzda düşünmediler ama olumluda düşünmediler ortada çekimser olarak Evet dediler. Yüce Allah onlarada dediki, :

“Ey Melek kullarım, sizde samimi söylemediniz fakat karşıda gelmediniz çekimser kaldınız .O halde sizde zamanı gelince dünyadaki insan kullarımın arasında avam sıradan,Din ve hikmet cahili insanlar olarak yer alacaksınız.

Sizde bazı insanları her konuda şüpheye düşüreceksiniz onlar kime uyacaklarına karar veremeyecekler ve reenkarnasyon girdabı içinde kaybolacaklardır. Şeytanlarla birlikte , bir zamanlar iki kanatli bir Melek adayı olduklarını unutacaklardır.

 Hatta kendilerini uyarmaya gelen hikmet ve şeriat sahibi ışık dostlarına şüphe ile bakacaklardır.hidayete eremeyeceklerdir. Keşke vicdanlarında gizli olan bu özbenliklerini hatırlayabilseler onlar için daha hayırlı olacaktı”

Üçüncü grub Melek ise, “Yarabbi biz seni Tanımıyoruz, karşı geliyoruz, Sen bizim Rabbimiz olan Allah değilsin, sende bizm gibi bir basit Tanrısın işte “ de3diler ve Allahın kendilerinden üstün Tanrılar Tanrısı bir Allah olduğunu göremediler. Bunun üzerine Allah onlara dediki.:

Ey Bana isyan eden Asi Melek kullarım madem benim Rablerin Rabbi, Tanrılarında Tanrısı olan Yüce Allah olduğumu göremediniz reddettiniz, ohalde herkes hak ettği mükafat ve cezayı görmek üzere, Dünya boyutuna zamanı geldiğinde sizde ete kemiğe bürünüp insan suretine geçeceksiniz.

Sizde İnsanlar arasında zulüm,fesat ,cinsi sapıklık ve adaletsizliği her türlü şiddet ve terörü yaratacaksınız. İnsanlar a Tanrı olduğunuzu söyleyip onlara kendinize tapmalarını sağlayabilirsiniz, size bu konuda başarılı olmanız için her türlü dünya nimeti ve iktidar gücü sınırsız verilecektir. Taaki, kıyamete kadar izinlisiniz.”

 

İşte bu olayda Atamız Ademin gizli hikmet sırları böyledir. Yüce Allah bu hikayede geçen bazı kelime ve cümleleri gizleyip eksik bir şekilde peygamberlere vahyetti. Hepsi efsane hikaye gibi algılandı hep şüphe götürdü. Böyle olmasını gizli imtihan doktrini olan Ruhsal Evrim ve Rabbani Din eğitimi planlarına göre takdir buyurup tasarlamıştı.

 

Yani bu Ruh bedene Tanrısal gen karakteri, yada Tanrısal güç cevheri aşılaması ,600 bin senedir yapılıyor. Sadece biz insanlar bilmiyoruz.Böylece Ademden 6000 sene sonra Hakiki insan Hz. Muhammed yaratılmıştır. Bu yüzden insanlarımızın çoğu  8000 yıl önceki hayvani özelliklerini hala ruhen sürdürmekteler.

Kimi domuz gibi yaşar kimi maymun gibi yaşar ,kimi kurt gibi parçalar, kimi eşek gibi çalışır. Kimide yılan gibi haince sokar. Bu hayvani sıfatlar insanların bilinmeyen önceki gizli hayvani yaşamlarının genetik hafıza mirasından ileri gelmektedir.  6 ışık dostu gibi Allah dostlarıda 7 aşamalı nefis değiştirme imtihanını ,  7 seferlik doğuşlarında  yeni karakteristik özellikler kazanarak , Rabbani bir sıfat kazanırlar.

Bu 6 ışık dostu 7. Doğuşundan sonra artık Cin gibi ışık beden sahibi bir varlık haline gelirler.   Ama her normal insan bu özelliği kazanamaz. İnsanların Cin ve Melek gibi özellikler kazanabilmeleri için Dindarlık bilgilerini ve onun yanındada evrenler arası evrensel insanlık gerçekliğine ait, (B.İ.R) kavramını öğrenmelidir.

ve Makro kozmik insan felsefesini ve de “Atlanta Ra Felsefesini”18 bin alemlerin durumunu,Rahman Rahim ve Rab üçlüsüne ait, Evrensel yönetim mekanizmasını bilmesi anlaması gerekir.  Benimsemesi, inanması gerekir. Yoksa reenkarnasyon girdabında kaybolur gider.

 

 

 

 

                                                    RENKLER  İLE  BOYUTLARIN  İLİŞKİSİ:

DÜNYA  BOYUTU: SİS BOYUTU: DÜNYANIN ,ÜZERİNDE BULUNDUĞU BOYUT:

Bu Boyut , Işık  dalgası titreşim frekansı  tipi bakımından  ,(SIFIR  BOYUTU) olarak anılır.  Bundan dolayı sis boyutu olarak bilinir. Dünyamız insanları dünya boyutndan başlıyarak, 7  aşamalı bir Ruhsal Evrim Programına tabii tutulur. Bu Ruhsal Evrim Program süreci  sonundada,Cennet boyutu denilen ,Berzah Aleminin yeşil renkli titreşim boyutları başlar.

Dünyamızdaki varlıklar,katı sıvı ve gaz halinde bulunmalarından dolayı   12.Enerji Boyutunda olarak bilinir. 1)-Cansız Maddeler 2)-Bitkiler  3)-Hayvanlar ve İnsanlar Alemi bulunduğu için 3. Ruhsal Evrim Sürecinin başladığı yer olarak bilinir Dünyamız çekirdek dünyadır. Yaşam imtihanının uygulandığı ilk pilot bölgedir. Yani deneme amaçlı başlatılan ilk deney labaratuvarıdır. Dünyamızın Güneşi de

1.     Güneş Boyutun güzergahını temsil eder.

 

 

 

 

                                                                          S

 

                                                                                   Ş

 

                                                                                T

 

                                                                                  U

 

ULU GÜÇ: YÜCE RAB= (RABLERİN DE RABBİ OLAN  ALLAHA  AİT  3. ENERJİ ODAĞI):

Bu Ulu güç , yada yüce Rab denilen enerji odağının bulunduğu  boyut, Beta Evreninin her şeyini yaratıp , ortaya çıkaran ve programlayan İlahi güçtür. Yüce Allahın bir sıfat yönüdür. Bu Ulu Güç (RAB) nasıl meydana gelmiştir?

“Rahman”  isimli İlahi Güç ,zamansız ve mekansız boyutta  var olan ilk ilahi enerji yumağıdır, kendi kendine var olmuştur. Bu “Rahman” denilen  enerji yumağı bölünür ve  ikizini yaratır.  Buna “Kadiri mutlak enerji odağı “ denir.

Her ikisi birden Ses Evreninin , ışık Evreninin  ve Ateş Evreninin  mekan boyutlarını yaratır. Sonra , Kadiri mutlak enerji yumağında bulunan kozmik ilahi Merkezi beyinden gelen , aktif  nefse ait kozmik enerji dalgaları , Ses,ışık ve Ateş evreninin  mekansal boyutlarında bulunan , pasif nefis enerjisi ile birleşerek

ULU GÜÇ (RAB) denilen Yüce Allahın ,El ve Ayaklarını yaratmıştır. Bu “Rab “  denilen İlahi enerji yumağı ,Cinler Alemindeki İlk  İnsanımsı Yaratığı yaratmıştır. Buna kendi öz Tanrısal gücünden güç vermiştir.  Bu “RAB;RAHMAN VE RAHİM” Üçlü İdari sistem mekanizmasına  “RA küp” sistemi denir. RA Küp sisteminin temsilcisi olan diğer ,Allah elçisi olan RAB Meleği (ADIM-HAVAM ) “RA 4” sistemi denir.

Adeta  Ona “Tanrı “ denilebilecek kadar özel güç ve yetki vermişdir. Ona demiştirki “Sen, ismi, “ADIM” olan ilk yaratık, sen Cinler Alemi denilen bu boyutta tüm Cinlerin ilk Atası ,ilk Ademi olacaksın” .

Bu Yüce RAB,   ,”ADIM” adını verdiği,yüce varlığın kendisinden ,diğer Cinni ürünleri, Cinni Ademleri ve Havvaları yaratacak  olan bir Yüce Melek yarattı. Bunada “HAVAM” dendi.

“ADIM” Meleği sonradan “İlk Galaktik Adem” adını aldı. Daha sonra “ADIM” Meleği  Erkek Cinsiyet özelliği kazandı. ondan var olan ikinci varlık da “HAVAM” isimli Melekde  Dişi cinsiyet özelliği kazandı .

Bu Varlığada “ilk Galaktik Havva” dendi. Tüm ışık bedenli Erkek Cinler ve Dişi Periler , bu ortak iki Atadan meydana geldiler. Kuranı kerimde ,ayetlerde belirtilen  Adem ve Havva kavramları bu kavramlardır. “Adım” ,yada  “Adem”  adını sonradan alan ilk Cin Atasıdır. Kuranda  “Allahın yarattığı  insanımsı ümmetlerin hepsi bir Ümmetti,(Cemaat idi)” sözü bu ilk Müslüman Cin topluluğunu ve onların ilk Atası olan Adım meleğini ifade eder.Allaha tam bir sadakatle hizmet eden bu cinni insanlar 322 bin sene böyle ,sadık bir şekilde Allaha hizmet ettiler.

 Allah bu Cinleri Madde Aleminde bulunan maddesel yıldızlara da yerleştirip, İlahi hak ve adalet düzenini  , ALFA EVRENİ’n dede kurmak istedi. Böylece Galaktik Ademler ve Galaktik havvalardan değişik ,galaksilere ,dünyalara ,birer Ata numunesi göndermek istedi.

Bu Galaktik Ademlerden bir Müslüman Cini ,bizim dünyamızdada görevlendirdi. Bu Galaktik ademin adı ” CAN “idi. Yani Can isminde bir Cindi. Allah ona Dünyada ,kendi marifeti ile Labaratuvarda İnsanoğlu olan Adınada Adem denilecek varlığı yaratmasını söyledi.

“Can”  isimli  Müslüman Cin, kendi marifeti ile İnsan olan etten kemikten ilk Ademi yarattı. Onada Adem ismi verildi. “Adem”  demek yokluk Aleminden varlık alemine gelen ilk ruh sahibi demektir.

İşte bu et ve kemikten yaratılan insanoğlu denilen Adem başka ademdir. Onu yaratan ve sıfatı Galaktik Adem olan “Can “ isimli Cin Ademi ayrı varlıktır. Bu yaradılış sırları İnsanların anlayışından ve bilgisinden gizlendi.

Allah insan oğlu olan  Ademin kendisinden Havva kadını yarattırdı. Sonrada onu Peygamber tayin etti. İlk insan Adem ,ilk peygamber değildir. İlk Peygamber Cinlerin Atası,ilk Ademi olan “ADIM” isimli Baba Cindir. Bu “Adım” isimli galaktik Adem daha sonraları ,herkesin bildiği “İsa” Peygamberide ,Cebrail Meleğini göndererek,Babasız yaratılmasına vesile oldu.

 Bu yüzden İsa Mesih kendisinin yaratılmasında en büyük rolüoynayan “Adım” isimli eski Meleği yada Cin Atasını kendi manevi babası olarak gördü, Hz. İsa nın ,sahip olduğu Rabbani sıfat ,onun sanki Allahın oğluymuş gibi algılanmasına yol açtı. İsa Mesih Allahın oğlu hiç olmadı.

Olamazda, Allahın yarattığı hiç bir varlık Allahın oğlu,kızı,eşi olamaz. Ancak Allahın yarattığı bir Melek yada Cin Atası Hz. İsanın Hz. Ademin ve Hz. Nuhun  manevi babası olabailir. Bunlar farklı farklı durumlardır, birbirine karıştırmak doğru olmaz.

 Bu ilk Galaktik Adem  Canlısı, Cinler Aleminde ve dünyada gönderilen 124 bin peygamberin  de  ilki olmakdadır. Bu Galaktik Adem CAN yada ADIM  denilen Meleğin kendisinin tek erkek cinsiyet özelliği vardı, daha sonra Doğal gürz denilen yıldızlar topluluğunda Ruhsal Evrim ve fiziksel Evrim programı uygulamaya konulunca,

“Adım “ meleğinin Dişisi olan Havva (Havam) üretildi.Adım ve Havam isimli iki Melek Cin boyutuna getirildikleri zaman Melek özellikleri yarı yarıya azalsada Cinler Aleminin denetimci gücü olmuşlardır. Birde “Hakim-i Mutlak” denilen bir Güç Meleği daha vardır. Bu Melekde Maddesel Yıldızlar Aleminin denetimcisi olmuşdur. Bunada “Ateşim” denilir. Bu “Ateşim” ismi ile bilinen “Hakimi Mutlak” sıfatlı Meleğe ,”RAHİM” ismide verilmiştir. Bu

” Adım-Havam” Melek İkilisine “RAB” sıfatıda verilir. , ve  Ateşim(Hakimi Mutlak=Rahim) Meleği  ,Lahuti Alem boyutunda Bulunan Rahman Meleğine hesap verirler onun emri altında çalışırlar.

 Sahip oldukları ilahi isim ve sıfatlar,Rahman ve Kadiri Mutlak Boyutunda Bulunan yüce Allahın sıfatlarındandır. Allah adına denetici ve yansıtıcı görev yaparlar.  Bu Galaktik Ademler ve Havvalar denilen ilk Cinni kavimler, sonradan değişik cin galaksilerindeki yüz binlerce dünyaya  birer birer yerleştirildiler.

Onlar orada Allahın ilahi adalet düzenine uygun bir medeniyet geliştirdiler. Aradan  300  bin sene geçtikten sonra ,yarattıkları medeniyet yavaş yavaş dejenere olunca Cenabı Allah onları cezalandırmak için bir alt boyut evrenine Maddesel yıldızlar alemine gönderdi.

Yıldızlar Alemindede  biraz daha yozlaşınca ,cenabı Allah onları 78 bin yıl önce bizim dünyamıza gönderdi. Böylece Dünyamızda 124 bin Peygamber silsilesinin görüleceği  yeni bir İnsanlık dönemi başladı. Ancak Fiziksel bedenleri ışık beden özelliğini kaybedip ete kemiğe bürünüp hayvan boyutuna entegre oldular.

 

 

                                                                                  Ü  

ÜÇ HAK BÜTÜNLÜĞÜ ( 3  KÜRZ  SİSTEMİ):

Allahın bulunduğu Lahuti Alem Boyutu içinde ,Allahın Kürsisi denilen üç hak bütünlüğü veya 3 adet Süper Makro büyüklükte  Evren vardır. Her bir Süper Makro Evren ,içlerinde , 324 bin  sayıda mini evrenleri  barındırır. Allahın yarattığı en büyük olan  ve ilk olan KÜRZ sistemi, GAMA  KÜRZÜ dür.  Gama ışınlarına benzer bir ışık boyutunda bulunur kırmızı renk titreşimlerinden oluşan bir ışık mekan boyutuna sahiptir. Bu  GAMA KÜRZÜ ne aynı zamanda  Melekler Alemide denir.

Bu Alemde ,Süper Yönetici ve İnşaa edici, vede denetleyici Büyük Melekler yaşar. Gama Kürzünün boyutları o kadar geniştirki,her yöne uzanır. Gama Kürzü yönetim Merkezini içinde barındırır.Bundan dolayı, Kuranda Yüce Allah şöyle Buyurur.:

“Allahın KÜRSÜSÜ  , Cinler ve İnsanlar Alemini içine almıştır,tıpkı Büyük sahra  çölünde  bulunan bir halka misali, Cinler ve İnsanlar Alemi bu halka kadar yer tutar, GAMA   KÜRZÜ  içinde. İşte Allahın Kürsüsü bu Gama KÜRZÜ  dür. GAMA  KÜRZÜ ne Ceberut Alemide denir.

Bu GAMA  KÜRZÜ içinde ,7 kat tabaka vardır. 7 kat tabakanın Merkezinde ,Altın Galaksi İmparatorluğu Başkenti olan Atlanta Şehri vardır. 18 parelel Kainat 324 bin mini evren yada Alem varlıkları bu merkezden yönetilir. Her Kainat içinde 18 bin Alem yada mini evren vardır.

Cinler Alemi de BETA KÜRZÜ  olarak bilinir. Rontgen makinasında  film çekmek için kullanılan ve iks ışını denen bir ışık türü vardır . İşte Bu iks ışınının titreşim boyutuna benzer Siyah renkli bir Alem vardır. Bu Alem  CİN boyuyunun bulunduğu Evrendir. Bu Alemde , 7 kat cennet ve 7 kat cehennemden oluşur.

Buna  BETA  ALEMİ  yada  buna  BETA  KÜRZÜ de denir. Bu da o kadar geniştirki, içinde yaşadığımız şu madde Yıldızlar Alemi,yani ALFA  KÜRZÜ  de denilen boyutumuz,  Beta Kürzü içinde ,Büyük sahradaki halka gibi kalır.

7 kat Cenetleri ve 7 kat Cehennemleri içinde barındırır. ALFA KÜRZÜ    ise, ALFA EVRENİ  olarakda bilinir. Üçüncü hak bütünlüğüdür. Alfa KÜRZÜ  Güneşten ortaya çıkan , Beyaz ışık Ultra viyole ışınlarının yani Alfa ışınlarının adını alır. Madde Alemi denilen ALFA KÜRZÜ de  7 kattan oluşur.

 

Yukarı Dön Göster galaktikinsan's Özellikler Diğer Mesajlarını Ara: galaktikinsan
 

Eğer Bu Konuya Cevap Yazmak İstiyorsanız İlk Önce Giriş
Eğer Kayıtlı Bir Kullanıcı Değilseniz İlk Önce Kayıt Olmalısınız

  Yanıt YazYeni Konu Gönder
Konuyu Yazdır Konuyu Yazdır

Forum Atla
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme
Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma
Kapalı Forumda Cevapları Silme
Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme
Kapalı Forumda Anket Açma
Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma

Powered by Web Wiz Forums version 7.97
Copyright ©2001-2005 Web Wiz Guide