Aktif KonularAktif Konular  Forum Üyelerini GösterÜye Listesi  Forumu AraArama  YardımYardım  Kayıt OlKayıt Ol  GirişGiriş
Spiritüel Felsefe ve Metafizik
 RUHSAL ÖĞRETiLER FORUMU : Spiritüel Felsefe ve Metafizik
Konu Konu: İnsanlar gerçekten Maymundan türedimi? Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazanlarda
Mesaj << Önceki Konu | Sonraki Konu >>
galaktikinsan
mars
mars


Kayıt Tarihi: 29-Ocak-2010
Ülke: Turkiye
Gönderilenler: 13
Gönderen: 01-Şubat-2010 Saat 23:12 | Alıntı galaktikinsan

galaktik insandan mesaj

galaktikinsan@mynet.com

İNSANLAR MAYMUNDAN MI TÜREMİŞTİR?  DARWİNİN FİZİKSEL  BİYOLOJİK EVRİM TEORİSİ DOĞRUMUDUR?:

Değerli okuyucular, bu konuda 150 yıldır ,bilimsel tartışmalar yapılmıştır. İnsanlar gerçekten Maymundan türemiş midir?  yoksa ,İnsanlar diğer varlıklardan farklımıdır? Sorunun  tam cevabı şudur: Kuranda  adı geçen ilk İnsan Atamız Adem ,Ruh ve bedenden oluşan ,bileşik bir canlı organizmasıdır. Yani bir biyoloji,fiziksel bedeni vardır ve birde metafiziksel ruhi bedeni vardır. Et ve kemikten  oluşan Fiziksel beden, Ruhsal Bedenin giydiği bir maddi elbisedir.

Madde aleminde 5 duyu organlarının biz şartlandırdığı bir ortamda yaşıyoruz. Böyle bir ortamda insan gözüne görünmeyen, tutulamayan, hapsedilemeyen Ruhun görünebilmesi için o ruhun üzerine giyeceği bir beden elbisesine,yada beden maskesine ihtiyacı vardır. Ruhun varlığını beden ile anlıyoruz.

Beden elbisesi yıpranıp eskidiği zaman ,ölüm olayı gerçekleşir ve Ruh beden elbisesini terketmek zorunda kalır. Ruh denilen nurani varlık,farkedilebilmek için bu Beden elbisesine ihtiyacı vardır, yeni bir elbise bulamaz ise o zaman kimse o ruhun var olup olmadığını analayamaz.

İştte ilk Atamız Ademin ,etten kemikten sinirden kan ve kıkırdak dokudan oluşan bu tür bedeni orjinal insan bedenidir. Yüce Allah, Melekut Aleminde bulunan , Bazı Meleklerin insanımsı bedeninin  aynısını Ademde görmek istemiştir.

Ademin vücudu, Meleklerin vücudu gibidir. Bu et kemikten oluşan Beden içinde, geçmiş dönemde yaşayan bitki ve bazı hayvan türlerinin genetik özellikleride var isede, Buraya dikkat çekmek istiyorum; Adem Beden olarak herhangi bir hayvandan   türetilmemiştir.

Bu yüzden Allah ve Melekleri yüce Kuranda şöyle buyurmuştur: ”Biz Ademi (İnsan oğlunu) kendi suretimizde yarttık ve ona ruhumuzdan üfledik.”  Demişlerdir.

 Ademin bedeni  bir Maymun bedeninden türetilmemiştir. Ademin vücudu Azrail Meleğinin dünya toprağından dört avuç dört çeşit özel toprağın harç haline getirilip yoğrulması ile Ademin bedeni yaratıldı.

Cennette bu  Çamur beden  40 yıl Uyur gibi bekletildi,bu bekleme esnasında Ademin bedenini canlı tutması için,ve hücrelerin bütünleşip birbiri ile uyum sağlaması için ,biyolojik bir enerji olarak ,bitkisel bir Ruh(suptil Beden) yerleştirildi.

 Ama 40 yıl boyunca,  O bitkisel özellikteki  Vücutta, henüz bir kişisel Ruh yoktu. Cenabı Allah ,Daha önce yarattığı ,bazı  Melek Ruhlardan milyonlarcasını Dünyadaki hayvanları eğitmeleri için göndermişti. Bu Melek Ruhlar günümüzden  78 bin sene önce dünyaya gelip, hayvan bedeninde bir beden sahibi olup enkarne olup, Dünya boyutuna uyum sağladılar. Yani dış görünüşte hayvan, ruhi bakımdan Melek idiler.

İşte bu tür Varlıklar,Yarı Melek yarı hayvan olan Varlıklara , İnsandan biraz farklı olan bu tür canlı organizmalarına Serafimler ırkı denir. Serafimler ,İnsan başlı,  hayvan vücutlu,olabiliyorlardı , yada hayvan başlı, insan vücutlu olabiliyorlardı. Bunlar yeni bir tür canlı sınıfı oluşturmuşlardı. Onlara Ne İnsan diyebiliriz, nede Hayvan diyebiliriz. İkisinin arasında  bir Varlık türü olmuşlardı.

En önemli hususda, Dünyaya  gelmeden önceki  sahip oldukları Meleksi Ruhi yeteneklerini hayvani bedenleri içinde zamanla biraz biraz kaybettiler. Kendilerini Yaratan Yüce Allahı ve Meleklerin Atası olan Feriştahı (Ruh-ül Azam) unutmuşlardı.

Allah onlara Melekut Alemini hatırlayabilmeleri için 124 bin Peygamberi onların arasından seçip, Din öğretmeni (Peygamber) tayin etti. Fakat Serafim Irkı ,Peygamberlerini dinlemediler ciddiye almadılar. Allahı unutmuşlardı. Hatta  kendilerini Tanrı olarak, Allah yerine koyup, Maymun zekasına ve kültürüne sahip Mağara adamlarını kendilerine taptırdılar.

O Mağara Adamlarına çok zulüm ettiler. Aralarına  yamyamlığı yerleştirdiler. Vampirler gibi  birbirlerinin kanını içirttiler. Akrabalık ve aile bağlarını yok ettiler. Tamamen onları köleleştirdiler, kendilerine seks kölesi haline getirdiler.

Ayrıca bu tür Serafim ırkında , normal insana göre süper yada Tanrısal sayılacak özel ruhi yetenekler ve fiziksel güçler vardı. Bunlar ,dünyada 73 bin sene içinde 10 adet galaktik uygarlık kurdular. Lemuryalılar,Atlantisliler,Sümerler,Eski Mısırlılar,gibi.

Ancak Lemryalılar Mu kıtasında yaşarken bir Nükleer savaş sonunda , kıtaları Büyük okyanusa gömüldü. Atlantislilerde günümüzden 5342 sene önce Nuh tufanı ile yok oldular.

Bu Serafim ırkı , günümüzden 7600 yıl öncede vardı.Yani Adem yaratıldığındada vardı. İşte Cenabı Allah topraktan Çamurdan yarattığı Adem vücuduna bu serafim ırkı denilen Süper canlı varlıklardan birinin vahşi olan ,ruhunu  üfleyerek yerleştirdi. Adem Ruh sahibi olup canladığında , Mükemmel bir insan olabilmesi için cenabı Allah onun ruhi yeteneklerine Tanrı geni denilen özel bir cevher aşısı yaptırdı. Ademe  Akıl,mantık,ilim,hikmet,iman ve ahlak (99 ilahi isim ve sıfat karakteri) aşılatmışdı.

Adem böylece ,Goril yada maymun ruhu  gibi bir Ruh halinden başka bir Ruh haline geldi. İşte bu yeni Ademe Melekler onun süper akıl,ve sezgileme gücü ile takviye edilmeden önceki Ruh halinin eski özelliklerini (Vahşi Maymun Ruhu halini) bildikleri için onu kıskanıp eleştirdiler, onu kendilerine göre çok basit bulup onun önünde saygı ile eğilmek secde etmek istemediler.

 Kendilerinin daha yüksek derecede olduklarını kıyasladılar. Eğer böyle olmasaydı Cenabı Allah direkt Cebrail gibi bir melek Ruhunu, İnsan görünümünde yaratsaydı, O zaman hiç bir Melek buna itiraz etmeyecekti. Fakat yüce Allah,en basit organizmadan en mükemmeli deneyerek tecrübe kazanarak,ortaya çıkarmak istiyordu.

Nasılki, Solucan kurdundan bir çok ayaklı tırtıl yaratıyor ve daha sonrada onu kanatlı bir kelebek haline getiriyorsa, Yüce Allah ,Maymun ruhundanda Muhammedi karakterde bir ruh yaratmayı düşünmüştü. Kelebek örneğinde olduğu gibi. İşte olayın aslı budur.

İşte bu olay İnsanın Atası Ademin Maymundan gelip gelmediğini gösteriyor. Bunu çok iyi anlamak lazımdır. Yoksa cehalet ortaya çıkar. Ademin Ruhu ,Meleklerde bulunan süper ruhi güçlerle ,takviye edilmeden önce basit bir maymun ruhu gibi idi.

Yani, vahşi bir ruh idi ve bir hayvan bedeninde yaşamıştı daha önceki hayatında, Ancak beden olarak, sonradan  ,direkt Melek bedenine benzer iki ayaklı,iki kollu tüysüz ve insan başlı bir  Vücuda sahip oldu.

İşte bu yaratılış efsanesi içinde geçen olaylara ait kelimelerden bazıları kaybolunca günümüze ulaşan bu miras bilgilerde ,anlam uyuşmazlığı oluyor ve bizde ,birbirimize bu olayı farklı anlatıyoruz. Bu yüzdende ,anlaşamıyoruz. Bu anlaşmazlığı aramızda siyasi bir rekabet kavgası haline getirmişiz.

 

 Ruh üzerine  Darwincilerin var oluş teorisine göre ; İnsanların var olmadan önceki Ataları maymundur.Neden maymundur?  Maymun var olan canlıların içinde iki ayak üstünde dengeli olarak yürüyebilen ve akıl zeka yönünden insana en yakın varlıktır.

Maymunların kuyruğunu yok farzetseniz, vücudunun her tarafını örten uzun sık kılları tüyleri traş etseniz ,aynen ,7600 yıl önceki prototip maymunumsu yamyam insanlara benzer.

Prototip kelimesi türkçede ilk orjinal numune ,yada örnek ürün demektir. Yani bir zamanlar benzeri bir örneği hiç yokken ilk olarak ortaya çıkan manasında “Adem” anlamına da “Havva “ anlamına da yada her ikisinide ifade edecek bir anlam ihtiva eder.

Örneklerin henüz benzerleri çoğaltılmadıysa ve o örnek tek ise prototip olmaktadır. Dünyada Ademin nesli olan İnsanlar yokken Maymunumsu yam yam proto tip ,kuyruksuz,tüysüz insan gibi varlıklar vardı.

 Bunlara mağara devri İnsanlarının ilk ataları denir.Bilimsel adı ise Homo sapiens türüdür. Ancak bu İlk İnsan Ademin yaratılışında Homo sapiens türünün temel dayanağı var ise de. Biz öyle dışardan (İnsan ırkı Adem Atamızla birlikte, direkt Maymundan gelmiştir demiyoruz.

Örnek vermek gerekirse, Bir erkek Aslan ile dişi bir Kaplan çiftleştiğinde ortaya Karslan denilen bir Yavru türü ortaya çıkar. Bu Karslan denilen yavrunun Atası (Babası olarak Aslandır, Anası olarak Kaplandır) diyerek Yeni türün atalarını böyle bir örnekle bir başka hayvana dayandırabiliriz.

Bu durum çiftleşme vasıtası ile fiziksel bir evrim meydana gelmesidir.çeşididir. Ancak Ruhsal Evrim meydana gelmiş diyemeyiz. Ama İnsan oğlu bu şekilde meydana gelmedi. Eşekle At çiftleşmesinden meydana gelen Katır hayvanı gibide ortaya çıkmamıştır.

Biz insan oğlu için Kur’an-ı Kerim’de bahsedilen Ademler içinde ,Kuranda bahsedilmeyen Galaktik uygarlık yaratıcıları olan Galaktik ademler ve Havvalar içinde , ayrı bir felsefi yaklaşım içinde izahat vereceğiz.

İçiniz rahat olsun ama zamanı geldikçe bu konuyu daha iyi anlaşılır şekilde izah edeceğiz. Öyle bir kaç sayfa yazı ile  izah edilemez bu 7600  yıllık sır. Önce bu sırrın temelindeki mantık anlayışını kavramak gerekir. Ondan sonrada yaratılış teorisinin fiili hikayesine geçebiliriz.

 Olayın mantığını anlamadan bahsedilen hikaye hiç bir şey izah etmez. Masal gibi uyduruk  bir açıklama olur. Sabırla izleyin.

Ademin yaratılışı ,Dini efsanelerde,Peygamber hadislerinde eksik anlatıldığı için bu konyu Darwinci görüşü savunanlarda, Buna karşı çıkan “Yaratlış Teorisi” yanlılarıda yanılmışlardır. Her iki görüş sahipleride ,doğruyu tam konuşamıyorlar.

“Evrim “ kelimesi “Irkların kökeni” cümlesi ; arapça ismi ile (“Tekamül=Değişim,basitten mükemmele gidiş”) anlamına gelir. Ancak Evrim kelimesi sadece fiziksel değişim anlamında ele alınmamalıdır. Darwinciler Ruhsal evrime karşı olduklarından  hatalı ve eksik davranıyorlar.

Halbuki işin içinde Fiziksel,biyolojik evrim olmasına karşın birde Ruhsal Evrim vardır. Fiziksel Evrim ve Ruhsal evrim ikisi bütünleştiği zaman gerçek Evrim teorisi anlaşılır hale gelir.

Siyasi Dinci görüşte olanlarda Fiziksel biyolojik evrimi reddederler. Hatta Ruhsal evrim içindeki reen karnasyon denilen yeniden doğuşa ait gizli adalet mekanizmasını reddederler. Bu durum Onlarında Darwinciler gibi hatalı davranmalarına sebep olur.

Bu durumda en gerçekçi bilgiyi ,Peygamberlere vahiy emri getiren ,Din şeriatı ve Kutsal kitap getiren ,Rabbani bir Uzaylı Melek açıklayabilir. Böyle bir şey gerçekleşmişmidir.

Evet,Böyle bir Uzaylı Melek, 30 yıl önce kendisinin Melek olduğunu gizleyerek, Bir Uzaylı varlık gibi Gayb Aleminden sırlar vermiştir,Kendisinin irtibat kurduğu Medyum Yazarlara. Ruhsal Evrim sürecini ve Fiziksel evrim süreçlerini ayrı ayrı ele alıp değerlendirmek ve sonra onları bütünleştirmek gerekir.

Oysa Darwinciler kendi nefislerini eğitmye mükemmelleştirmeye çalışan bir Allah kavramına inanmak  istemezler ,tamamen özgür ve rahat yaşayabilmek için kendilerinin , bir gün yargılanarak ilahi adalet ve mahkeme mekanizmasına hesap vermek istemezler. Bu yüzden Ruhsal evrime karşı çıkarlar.

“Yaratılış” Teorisini savunanlarda,  Darvinciler gibi kafalarını, ilahi hak olan gizli soyut gerçeklere karşı, Deve kuşunun kafasını kuma gömdüğü gibi,kuma gömerler. Böylece  Yaratılış Teorisini dayanaksız savunan siyasi Dincilerde vicdanlarının gizli denetiminden kurtulduklarını zannederler.

Bu yüzden Fiziksel biyolojik  evrimi  kabul etmezler. Siyasal Dinci görüşü savunan Dinci Kelam yorumcuları ,İslam Dininde var olan;  

“Kul hakkı Allah tarafından asla affedilmez, bunun yerine kul kakkı geçtiği zaman kimden kul hakkı alındıysa onunla ölmeden önce ,mutlaka helallaşmak yada ona kul hakkı iadesi yapmak gerekir.” Şeklindeki Allahın vahiy emrini görmememezlikten anlamamazlıktan gelirler.

Vicdanlarını bastırmak için şu bahaneye sığınırlar:

 “Biz, Hz. Muhammedin inandığı kabul ettiği Allahın,  var olduğuna ve bir tane olduğuna inandık, hepimizin zaman zaman uyduğu , birer şeytanımız vardır. Bu yüzden zaman zaman hepimiz ,büyük  ,küçük her türlü günahı kusuru işleyebiliriz.

 Ama ne kadar çok günahımız olursa olsun ,Yüce Allah “Benden umudunuzu kesmeyin “dedi, Nasıl olsa, Hz. Muhammed s.a.v. de, mahşer günü büyük günahlarımıza şefaatçi olacak ve Böylece Allah tarafından affedilip, Cennete gideceğiz.

Hele birde nasıl olursa olsun bir gün zengin olunca  Mekkedeki Hac Seyahatine gidip Hac ibadetinide yaptıkmı? ,Belki şefaatede gerek kalmadan günahlarımızın hepsi affolacak, hemde anamızdan doğdumuz gibi,bebek gibi masum günahsız olacağız.”  Derler.

Bu olayda Allahın Rahim sıfatı içindeki Tevvab sıfatı içindeki Gafur sıfatı içindeki ince hikmet sırlarını anlamamzlıktan bilmemezlikten gelirler. Eğer vicdanlarını rahatlatmak isterlerse, Hz. Muhammedin Allahı böyle takdir etmiş demesinler.

Gitsinler Zeus ,Apollon,yada Brahma,Vişnu,şiva isimli sözde Tanrıların tapınaklarına ,oralarda hacı olup tövbe etsinler, belki bu adını saydığımız Sözde Tanrılar tam onların istediği gibi Tanrılardır.

Ne kadar uyanıklık yaparsanız yapın, ne kadar kul hakkı üzerinize alırsanız alın, ne kadar kötü olursanız olun. Bu Sözde Olimpos Tanrıları,  kendilerinin Tanrı yada Allah olduğunu kabul edenlere  torpil yapıyorlar., kendilerine tapan kullarını,  hemen affediyorlar, Kendilerinin bulunduğu Olimpos Cennetine onları davet ediyorlar. Ama aldatıyorlar, gerçekte zeusa,Apollona yada Brahma ,vişnu,Şiva,Osiris,Amon-Ra gibi isimlerle sahte Tanrıyı oynayan Asi Melekler  aldattığı ve kullandığı uşaklarını kullarını asla Cennete sokamazlar.

 çünkü O Sözde Olimpos İlahi Meclisinin Tanrılarının kendileri bile Cennete giremezler. Hepsi 7600  yıl önce Cennetten kovulmuşlardır.  8 kat olan Cennetlerin gerçek sahibi, Sahte Tanrılarıda yaratan ve tek olan Allahtır. Sahte ve Aciz Tanrıların  Cennette bir hükmü olamaz. Cennete giden yol ,Hz. Cebrail Meleğinin ve onun elçisi Peygamber Hz. Muhammedin yoludur.

“Kul hakkının , ilahi adalet gereği , kul hakkı alacaklısına  iade edilmesi gerekliliği “ gibi bir “saçma adalet teorisi”ni savunmazlar bu Tanrılar.Bu Tanrılar Reenkarnasyon denilen “Yeniden doğuş gerekliliğine “ ve kul hakkı bedelini ,kul hakkını üzerine alana ,ödetmeyi  prensip edinmezler.

Herkesin yaptığı yanına kar kalacaktır derler. Ölene kadar güçlü olarak yaşarsanız dünyada sizden kimse kul hakkı bedeli isteyemez, ölüncede Olimpos Tanrılarının güvence himayesinde olursunuz. İkinci kez yeniden doğma olayıda yok nasıl olsa kimse sizden hesap soramaz.

Dünyadaki zulme uğyan milyarlarca gariban mazlum insanlar enayiliklerine doymasınlar, kerizler nasılda “ilahi adalet “ kavramı ile uyumuşlar. Diyebilirsiniz.

Ama Hz. Muhammedin inandığı “Gerçek “RA”  denilen ,yani Rahman Rahim ve Rablerin Rabbi olan yüce Tek Allah bu söylenilenlerin tam tersini savunuyor ama, İlahi adalet kavramındaki ,ince sırları hikmetleri kendisinin varlığına, birliğine son peygamberine inanan ,Mümin kullarının anlayışından gizlemiştir.

Hz. Muhammedin orjinal tek olan gizli Allahı diyorki,Size gönderilen Kuranda,İncilde,Tevratta ve Zeburda gizli olan şifreli olan hikmet sırlarını okuyup anlamaya çalışın. Allahın yanında en çok değeri olanlar ,en çok ibadet edenler değildir,en çok hayır işleyenlerde değildir.

Allahın yanında en çok değeri olanlar, Allaha,tüm peygamberlere,Uzaylı Melek ve şeytan kavramlarına,ilahi adalet kavramına inanan ve kul hakkı ile Allah huzuruna gelmekten sakınanlardır. Birde Kutsal kitaplardaki yeniden doğuş ve ruhsal evrim süreci ile ilgili 18 li sistem yasalarının ,ruhsal değişim programlarına inananlardır.

Bu konulardaki gizli hikmet sırları normal insanların anlayışından gizlenmiştir,herkes kendi akıl ve zeka,iman bilincini kendi özgür iradesi ile yükseltebilsin ve gerçek”En şerefli mahluk olan Halifetullah, Mürşidi Kamil insan Ruhsal evrimin tamamlamış insan” olsun diye.

O halde herkes bu akıl mantık zeka çalıştırma yarışı konusunda kafasında zihniyet devrimi yapsın ve Atalarının kendisinden önce takip ettiği klasik inanç zihniyetini terketsin. Böyle olması onu gerçek hidayet yoluna götürecektir. Fırka-i Naciye denilen Gerçek Işık Dostlarının yoluna sevkedecektir.

Hz.Muhammedin Yüce Orjinal Allahı şöyle demek istiyor tabiri caizse:”Ey Kullarım, Ben ilahi adaletimi adaletimi,İnsan anlayışından gizledim. Hikmet sırları kutusu içinde sakladım.

Bana samimi bir iman ile iman eden Müminler bu hikmet sırrı içindeki gizli olan” gerçek  İlahi  adalet “ kavramını bana yakışacak şekilde kavramaya anlamaya çalışın, öyle Olimpos Meclisinin , kendini Tanrı zanneden süper güçlü, Asi Meleklerin (Şeytanların) karakterine uygun olan adalet anlayışını,  benden boşu boşuna beklemeyin.

Bekliyorsanız  hayal kırıklığına uğrarsınız. Zaten küçük ve büyük kıyametlerden sonra , 2243  yılında, mahşer yeri kurulduğunda Kutsal kitaplarda bulunduğu halde yok farzedilen ve hiç okunmayan araştırılmayan üzerinde hiç düşünülmeyen ,ilahi hikmet sırları saçılıp ortaya döküldüğünde,  böyle insanlar çok şaşırıp hayal kırıklığına uğrayacaklardır.

İşte ozaman pek çok Cennetlik olduğunu zanneden Dindar adamlar gerçekte cehennemlik olduklarını göreceklerdir. Pek çok Dindar insana göre ,cehennemlik olduğu farz edilen bazı günahkarlarında Cennetlik oldukları anlaşılacaktır.

 Herkes bunun hikmetini sorduğunda onlara amel defterleri gösterilecek ve onlara denilecekki “Ey kullarım Yüce Allah,sizleri son yaşamınızda yani “bir defa dünyaya geldim bir defa doğup öldüm “dediğiniz amellere göre sizi yargılayıp ,cezalandırsaydı yada mükafatlandırsaydı, bu durum orjinal olan yüce Allah için İlahi bir adaletsizlik durumu gösterirdi.

 Bu durum şanı şerefi yüce Allaha yakışmayan şeytani bir sıfatı benimsemek olurdu. Allah bunu kendine yakıştırmaktan münezzehtir (uzaktır),Çünkü içinizde ruhsal evrimini tamamlayamadan genç yaşta ölen milyarlarca insan vardır.

“Bir defa , şeytana uydum başıma bu istenmeyen durum geldi Allahım ne olur bana yeni bir şans ver “ diye dua edenler milyarlarca kişi olmuştur.

Yada “Allahım ben Peygamberden, kutsal kitaplardan ,Meleklerden ,Şeytanlardan habersiz cahilce yaşadım,hiç bir tane bile , akıl mantık ve sezgileme kabiliyeti olan bir Allah dostuna ve orjinal din sahibi gerçek bir öğretmene rastlayamadım.

Benim suçum nedir. Bu fırsatları bulabilenler  ne kadar şanslı ve ne kadar ayrıcalıklı insanlarmış, keşke bizde onlar gibi bu fırsatları yakalayabilen yada bulabilen ayrıcalıklı (Allahtan Torpilli) dindarlardan olabilseydik,ama bunda bizim ne suçumuz var suç ilahi takdiri,ayrıcalığı böyle tasarlayan Allahta değilmidir?” gibi düşünenler olacaktır.

İlahi adalet mahkemesinde bir takım mazeretlere sığınanlar olacak ve Allahı en ince hassas noktasından suçlayıp ,işin içinden sıyrılmak vebalinden eksikliğinden kurtulmak isteyeceklerdir.

Yada hayatında genç yaşta iken çocuk yaşta iken başına bir tecavüz , cinayet saldırısı gelenler, “Allahım bizim suçumuz neydi? Biz dünyaya bir defa geldiğimiz halde neyin bedelini ödedik? Cennetlik olabilmek için ,illede bu sapıkça tecavüzlere maruz kalmamızmı gerekiyordu.

Yada evde,iş yerinde başına gelen bir kazadan sonra hayatı alt üst olan talihsiz insanların suçu neydi ki ömrünün geri kalan kısmını işkence altında gibi geçirdiler? Yada “Yarabbi Amel defterlerimizdeki (Yaşam filminin video CD kayıtları) gördüğümüz amellerin pek çoğunda işlemediğimiz ameller (günahlar ve sevaplar) işlemediğimiz hayırlar (iyilikler) kayıt altına alınmıştır.

İşlemediğimiz, hiç yaşamadığımız, hiç hissetmediğimiz tamamen ayrı karakterdeki insan tabiatına uygun bu eylemleri ve niyetleri biz anlayamadık bunda bir iftira,bir kasıt, bir yanlış anlama yoksa eğer , bu işlemediğimiz ameller neden bize işlemişiz gibi mal edilmiştir? Bunun hikmeti sebebi nedir? diye sorduklarında yüce  Allah bu kullarına şöyle diyecek:

“Ey Kullarım , ben sizin bir defa dünyaya gelmekle ,Cennetide,  Cehennemide hak etmeyeceğinizi biliyordum. Yoksa beni bilemez mi sandınız?

 Daha ölmeden önce başınıza gelen talihsiz acıklı belalardan ,felaketlerden dolayı ,hayatınızın alt üst olduğunu, yeniden sıfırdan doğabilmek için bana yalvardığınızı, yeniden başka bir ortamda yeni bir yaşam ve imtihan fırsatı verilmesi isteğinde bulunduğunuzu ,bu şekilde dua edip yalvardığınızı kanlı göz yaşları döküp ağladığınızı hiç göremedim mi? Duyamadım mı? Zannediyorsunuz .

Hepinizin bu tür dua ve isteklerinize karşı yüce Allah Rahim sıfatında gizlediği ve sizin anlayışınızdan hikmet gereği saklanan gizli yeniden doğuş yasasını devreye soktum.

Sizin haberiniz olmadan sizi 150 ila 200 defa arasında dünyaya tekrar tekrar getirdimki, yavaş yavaş ruhunuz “Mürşidi Kamil=Habibullah yada Halifetullah sıfatını kazanabilsin diye,  yada Rabbani sıfatlar kazanıp , bir zamanlar Melek gibi bir ruha sahip olduklarını hatırlayabilsinler diye ,size ışık dostları (Manevi Din Rehberleri,Din Alimleri  göndermediğimi mi zannediyorsunuz?.

 Öyle bir sefer yaşamakla ,melek yada Işık dostu desteği almadan kim ruhsal evrimin tamamlayabilirki, Hz. Muhammed bile yanına Cebrail Meleği geldikten ve Gayb sırlarını hikmet sırlarını hazır kopya bilgi ile öğrettikten sonra , miraçtada  bazı gizli boyut sırlarını gözü ile görüp şahit olduktan sonra gerçek Mürşidi Kamil olabildi.

Sizlerin böyle fırsatlarınız olmadığını ben bilmiyormuyum, sizden  kaldıramayacağınız bir yükün vebalini niye sizden sorayımki?, ama 150  ve ya 200  defa gizli yaşam fırsatının veballerini şanıma uygun şekilde sorabilirim.

Bir kaç sefer dünyaya geldiğinizde ruhunuz hala sevgi, saygı  , dostluk, kardeşlik, vefa ,  sadakat, dürüstlük, Topluma hizmet Allaha ,peygambere kutsal kitaba hizmet kavramlarının manevi yüceliğini, Allaha kul olmanın  ”En şerefli mahlukat “ olabilmenin idrakına farkındalığına ulaşamadıysanız bu sizin nefsinizi hainliğindendir.

Burada İlahi adalet ve mahkeme mekanizmasının kusuru yoktur. Siz nefsinizin ve sahte din adamlarının, sahte siyasi önderlerin uşağı ve kurbanı oldunuz. Allaha kurban olsaydınız şimdi hepiniz cennetlik olacaktınız, yada iki kanatlı Melek ruhlar arasına  katılacaktınız.

Artık bundan sonra “Allahım, şüphesiz biz kendi nefsimize ruhumuza kendimiz zulmetmişizde  haberimiz yokmuş bunu Mahşerde ilahi mahkemede öğrendik, çok yazıklar olsun bize , kendimiz ettik,kendimiz niyetlerimizin 10 mislini bulduk eyvahlar olsun” diyeceksiniz.

İşte bu gibi sorulara muhatap kalabileceğini bilen yüce Allah, her şeye önceden hazırlıklı olduğunu ifade edecek ve İnsanların o sorabilecekleri her türlü soruya karşı, Rahim ve Rahman;gafur tevvap sıfatlarında gizlediği ince hikmet sırlarını açıklayacak.

Onların adalet anlayışı, Gerçek Orjinal olan Tek olan Allaha yakışmaz. Bunu Yakıştıran ,  Gerçek Allahı ,basit sözde Tanrılar olan ,Asi Meleklerin (Şeytanların) seviyesine düşürmüş olur. Bu durum ise Allahın manevi şerefini ayak altına almak demektir.Küfür ve inkar olur.

Dikkatli olun farkında olmadan gizli küfre,şirke girmeyin sizi ışık dostlarımın uyarıcı sözleri ile uyarırım.

 Halende tartışmalar perde arkasından sürdürülmektedir. Darwinizmin savunucuları, Darwinin ölümünden sonra, Darvinden daha çok Darvinci olup Darwinin bilimsel teorisini, Ateizmin (Dinsizliğin bilimsel bir dayanağı) gibi göstermeye çalışmışlardır.  

 Kısacası her türlü Dini inançların karşısına çıkartarak,”Yaratılış Teorisini” inkar etmeye çalışmışlardır. Dinsizler ,Çağlar boyu, hep yalnız kalmışlardır.

Dinsiz olamayan İnsanların çoğunluğu ,yanlışta olsa kusurluda olsa,  eksikde olsa, doğru ve tam mükemmel olsada her hangi bir  Dini inanca sarılıp Yüce yaratan karşısında ,mazaretsiz kalmak istememişlerdir.

   İşte İnsanların büyük bir çoğunluğunu yalnız kalmamak ve yanlarına çekmek için uğraşan maddeci zihniyetin sahibi Dinsizler Darwinin teorisini saptırıp,onu kendi amaçları doğrultusunda  istismar etmişlerdir.

Darwin tamamen hatalı değildi  Belkl % 50  ye yakın haklı idi. Ama % 100 yanlışda söylemiyordu. Eksik söylemişti, sadece bu konudaki yetersizliğini görememişti.Ama onun fikirleri Dünya insanlığına ışık tuttu.

 Bugün Darwinizmin Fiziksel Evrim teorisini  ,çürütmeye çalışan   Adnan OKTAR (Harun Yahya) isimli Değerli yazarımız gibi ,Yaratılış Teorisini savunan  (Yaratılışçılar) da tamamen haklı değildir.  

Tıpkı Darwinciler gibi onlarda aynı hatalara düşmüşlerdir. Hangi hatalar derseniz söyleyelim. Bir kere bu Evrim Teorisi iki taraf  yanlılarıncada yanlış anlaşılmıştır. İşin doğrusu (Gaybin Sır=Hikmet Bilgileri) çerçevesi içinde değerlendirilmesi gerekiyordu.

Bu değerlendirmeyi iki tarafta düşünemediler bu güne kadar. İki tarafta cahilce değerlendirmeler yaptılar. Birbirlerine karşı acımasızca siyasi garezle saldırdılar. Birbirlerini delilikle suçlayıp Akıl hastası ilan ettiler.

Çünkü Yaratılış teorisinide Darwinizmi savunanlarda Allaha yakınlık kuramamışlar ve olaya (Rabbani Bakış açısı) ile bakamadılar. İki tarafda Olaya  İlahi mutlak hakikat (İlm-i Ledün sırları) açısından bakamadılar.    Bu olayın çözümü (İlmi Ledün sırları) içindedir.

Bu sırrı (1981 yılında Ruhsal ilahi Plan boyutundan ilahi mesajları Medyumlara gönderen Uzaylı Melekler açıklamıştı. Ancak 1981 li yıllarda henüz Gaybin gizli sırlarını keşfedebilecek bir şahıs ortaya çıkmamıştı. 

 Bu yüzden Uzaylı Meleğin Medyumlara bildirdiği İnsanın yaratılışına ve evrimine ait sırlar ,30 yıl öncesinin Alimleri tarafından gereğince anlaşılamadı.  Uzaylı Meleğin verdiği bilgilerde Altın madeninden çıkarılan toprak taş ve Altın cevherinin karışımı gibi ham işlenmemiş ayrışmamış ip ucu niteliğinde bilgilerdi.

Bu ip uçlarından faydalanılarak ilahi mutlak hakikate ulaşılabilirdi. Uzaylı Haberci Melek İnsan bilincini özgür bir şekilde yükseltebilmek için kopya bilgi                                                       vermeden ip uçları ile İnsanlığa hizmet etti.

Allah ondan razı olsun. Darwincilerin ve Adnan Hoca gibilerin göremediği Rabbani bakış açısını Araştırmacı bir Tarih yazarı buldu  ve bu konuda İnsanlara anlaşılamayan gizli yaratılış ve kader sırlarını Fiziksel ve Ruhsal Evrim süreçlerinin seyri hakkında mükemmel bilgiler vererek  az sayıdada olsa bir kısım insanların Bilincini ve manevi şerefini arttırdı.

 Onlara Geliştirdiği “Rabbani Bakış açısı “ ile Rabbani sıfatlar  kazandırdı. Takdir eden etti. Kıskananlarda etmedi.İşte 1996 yılında bu yeni “Rabbani Yorum Tekniğini,Beyt-i Dost  Yorum anlayışını) geliştiren ve Beyt-i Dostun Ruhaniyetinden faydalanan Yazara göre; Evrim bir çeşit değildir.

İki türlü evrim vardır her Canlı bu iki türlü Evrim süreci ile gelişir ve mükemmel sıfatlar kazanırlar. Gelişemeyen mükemmel sıfatlar kazanamayan türlerde bulunabiliyor.

Ancak bu tür gelişememiş canlılar zamanla fiziksel ve ruhi yeteneklerini tamamen kaybederek enerji boyutuna enerji dalgası halinde gönderiliyorlar. Milyarlarca sene sürecek yeni bir evrim programına yeni baştan alınıyorlar.

İki türlü Evrim Programını başarı ile sürdürebilen canlılar, yani bulunduğu varlık boyutundan geriye dönmeden hep ileriye sıra ile basamak basamak çıkan canlı türleri,  bu iki türlü evrim programı sonunda sınıf atlaması yaparak değişik Alem Boyutlarında yaşamaya ve manevi şeref kazanmaya  layık olduklarını ispat etmiş oluyorlar.

Bu iki türlü evrim Programı , bizim zannımızca ortaya atılan beşeri bir teori değildir. Bu iki türlü evrim programı Allahın (ADN Cennetinde) teknik adı ile (Atlanta Boyutunda) yaşayan Uzaylı Rabbani Melekler tarafından ortaya atılan bir teoridir. Bilgi Kitabında ve Atlanta RA Felsefesi adlı teorileri savunan yazarların kitaplarında yazılıdır İnternettende öğrenilebilir.

Bu Rabbani Evrim Teorisi tamamen ilahi ve kuşku götürmeyeek şekilde doğrudur. Sadece onu üç semavi Din cemaatlerinin analayabilecekleri uzlaşabilecekleri şekilde bir tarafsız humanist evrensel görüşte birinin bu teorinin inceliklerini detaylıca göstermesi gerekiyordu buda gerçekleşti.Şuan bizde bunu okuyucularımıza o şahıstan alıp naklediyoruz.

 

Yukarı Dön Göster galaktikinsan's Özellikler Diğer Mesajlarını Ara: galaktikinsan
 

Eğer Bu Konuya Cevap Yazmak İstiyorsanız İlk Önce Giriş
Eğer Kayıtlı Bir Kullanıcı Değilseniz İlk Önce Kayıt Olmalısınız

  Yanıt YazYeni Konu Gönder
Konuyu Yazdır Konuyu Yazdır

Forum Atla
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme
Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma
Kapalı Forumda Cevapları Silme
Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme
Kapalı Forumda Anket Açma
Açık Forumda Anketlerde Oy Kullanma

Powered by Web Wiz Forums version 7.97
Copyright ©2001-2005 Web Wiz Guide